Kayıtlar

2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yıl Sonu...Yine...

İnanılmaz bir hızla geçti yine bir sene daha. Hayatımda bir sürü değişiklik oldu, pozitif anlamda bu sefer. Sağlığım yerinde, sevdiklerimin de öyle ve dolayısıyla keyfim yerinde. İşimden çok memnunum, tam istediğim, arzu ettiğim tempo ve kıvamda gidiyor. Bildiklerimi paylaşabileceğim, aktarabileceğim güzel ve uygar bir ortamın içinde bulunduğum için çok şanslıyım. Hem iş yerim, hem çalışma arkadaşlarım, hem de beraber yola çıktığım insanlar, bir masanın etrafına toplandığımızda sohbet edebildiğim, ekmeğimi bölüşebildiğim nitelikte insanlar. Türkiye'nin kokuşmuş, gösterişperver ve tamahkar kitlesiyle kuşatılmış olduğumuz bu ortamda büyük lüks değil midir bu saydıklarım? 
Ve tabii medeni durumumda da bir değişiklik oldu. Hoş, pratikte hayatımızda bir değişiklik olmadı ama işin resmi evraka dökülmüş olması ve parmağımda severek taktığım alyansımın olması, bana güzel duygular yaşatıyor. Dört buçuk yıldır sürdürdüğümüz aile hayatımız, artık daha da büyük bir anlam kazandı. Evlenmeden ön…

Life Goes On...

Resim
İko&Pür&Tütü
İko&Leyloş
İko@Facebook
İko ''Bride To Be''








ARTS-In Viyana'da

Resim
Yıllardır hayalini kurduğum bir şeydi: Bir resim atölyesinde, beceremesem de, bir şeyler yaratabilmek!!! Sanatla uğraşmak, o yaratıcı havayı solumak ve sevdiğim dostlarla bunları paylaşmak.  Evet, hala yeteneğim olmadığı ve hiçbir şey yapamadığım konusunda kendimle mücadele halindeyim ama olsun, eninde sonunda ortaya kayda değer bir şeyler çıkarabileceğim, biliyorum...
Neyse, konu benim sızlanmalarım değil. Esas konu şu: ARTS-IN ekibiyle harika bir gezi yaptık. Atölyemizin ilk kültür&sanat gezisini, müzelerini gezmek ve sergilerinde kendimizi kaybetmek hedefiyle VİYANA'ya yaptık. Neden Viyana? Viyana, çünkü ben o şehri ve müzelerini çok iyi biliyorum. Viyana çünkü müzeleri bir harika! Viyana, çünkü sergiler de bu mevsimde hızlanıyor. Ve tabii ki Viyana, çünkü o güzelim şehir müziğin başkentlerinden...Ve biz 6-10 Kasım arasında, sabahtan akşama kadar müzeleri, sergileri gezdik, nefis yemekler leziz pastalar yedik, Filarmoni'de konser, Devlet Operası'nda bale izledik. Zen…

Anish Kapoor İstanbul'da Sergisi Kapsamında ''Klasik Müzelerde Çağdaş Sanatın Yeri'' Paneli Bölüm II

Dün başladığım panel notlarıma geri dönmek ve yazımı tamamlamak istiyorum. 
Anish Kapoor İstanbul'da sergisi kapsamında düzenlenen ilk panelin konusu Klasik Müzelerde Çağdaş Sanatın Yeri idi. Panelistlerin kimler olduklarını bir önceki yazıdan bulabilirsiniz. Sadece şunu hatırlatmak isterim: New York MOMA direktöründen tutun da, Berlin İslam Sanatları Müzesi ve Londra V&A Müzesi direktörlerine kadar, dünya sanatına yön veren insanları dinlemek tam bir ayrıcalık oldu ve ben ana be an zenginleştiğimi hissettim.
Dün kaldığım yerden devam edecek olursam, öncelikle Güler Sabancı'nın çok güzel bir sorusuna değinmem gerekir. 
Bundan sonrasını yine günlüğümden aktarıyorum:

Sabancı şöyle dedi: Abu Dhabi müthiş bir müze yaptırıyor. Louvre Abu Dhabi olacak. Şu anda dünyanın her yerinden sanat eserleri satın alıp koyuyorlar. Bu bir şehri dünyanın sanat merkezlerinden, özellikle de çağdaş sanat merkezlerinden biri yapmaya yeter mi? Cevaplar yine bence net değildi ama orada çok hoş bir tart…

ANISH KAPOOR İstanbul'da... Ve müthiş bir PANEL: Klasik Müzelerde Çağdaş Sanatın Yeri I. BÖLÜM

Resim
Çağdaş Sanat denince, aklıma ilk gelen isimlerden biridir Anish Kapoor. Bundan seneler önce New York'taki mabedim METROPOLİTAN Müzesi'nde, sanatçının ayna çalışmalarından birini gördüğümde, hakkında hiç br şey bilmediğim bu HİNTLİ'ye aşık olmuştum. Biraz okuyunca, yaşamını İngiltere'de sürdüren Kapoor'un, alışıldık kalıpları tamamen reddeden yaklaşımını anlamaya çalışmıştım kendimce. Hint kökenli diyorum hala, oysa bal gibi biliyorum ki onun skalasındaki sanat insanlarını, herhangi bir ülkenin sınırlarıyla tanımlamaya kalkışmak, onların özgür ruhuna ket vurmak oluyor bir yerde. Neden milliyetiyle tanımlamaya devam ediyoruz sanatçıları? Bilmiyorum...Sanki Hintli yada Türk veya Danimarkalı deyince bir şey mi değişiyor? Bu kalıbı madem beğenmiyorum, öyleyse bir daha kullanmayayım...
Neyse...Anlatmaya çalıştığım şeyden yine uzağa düştüm.
Eylül ayı beraberinde Kapoor sürprizini getirdi İstanbul'a. Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılan sergide, sanatçının granit ve kumta…

Sonbahar???

Resim
Hayıırrrrr!!! Henüz hazır değiliiimmmmmmm!!! Bırakın beni ben denize gitmek istiyorummmmm!!!
Bodrum'dan yeni dönmüş birinin bu sözleri söylemesi hem normal hem de tuhaf... Normal çünkü o insan genellikle tatilin getirmiş olduğu ruh halinden kurtulamamıştır. Tuhaftır aynı zamanda, çünkü kardeşim daha yeni gelmedin mi, doymadın mı tatile? diye sormak istersiniz... Ayıplarsınız o kişiyi hatta ve vakit/para/bilumum şartları bir araya getirip de tatile çıkamamış olan diğer insanların varlığından söz ederek, onu utandırmayı bile düşünebilirsiniz. Ben de tamamen katılıyorum. Yeni döndüm, daha dört gün oldu. Dinlendim ve bol bol okudum. Daha ne olsun? Ama ne var biliyor musunuz? İki hafta içinde sadece ve sadece 2 kere denize girebildim. Bu ne şimdi yaa? Tembellik mi? Olabilir... Ama daha önceki senelerde de farkına vardığım bir durumu bu sene bir kere daha idrak ettim: Ben tatile çıktığımda, özellikle böyle durağan moda geçip, kimsenin benden hiç bir şey beklemediği bir günlük akışa kavuş…

Kitaplar Arasında Süprizler

İzlanda 2013...Bazı Anlar Siyah-Beyaz

Resim
Nedense bu siyah beyazlaştırılmış fotoları çok sevdim.
Evet!!! Ennn sevdiğim yerlerin başında gelen İzlanda'daydım yine. Ruhumu arındırıp geri döndüm. Ama çok da şey öğrendim yine. Büyüyüp de geldim her zaman olduğu gibi. Bu konuyu şimdi yazmak istemiyorum ama ileride öğrendiklerimi daha rahat bir anımda kaleme alacağım. Kısaca söylemek gerekirse: İnsanlar ellerindekinin kıymetini bilemiyorlar, ASLA!!! Kaybedince anlıyorlar ama çook geç oluyor.Sen, takdir edilmese bile en iyisini yapmaya ve vermeye çalış!Her şey bir sınav ve bu sınavlardan geçince insan büyüyor.İzlanda'da yaşarım paşalar gibi.Tanrı'nın ÇOK insanın AZ olduğu yerler bana iyi geliyor.Devamı daha sonraya... 



Dettifoss
Husavik Katedrali
Skaftafell 
Husavik Limanı Husavik Limanı

Yaz Geçerken

Bu yaz ayları hızlı mı geçiyor yoksa bana mı öyle geliyor? Bunu özellikle sevgili arkadaşım Tütü ile sık sık konuşuruz. O, bir yaz çocuğu olmasını da etkisiyle, yaz aylarını pek sever. Ben onun kadar düşkün değilimdir yaz aylarına. Hatta sıcakla başım hiç de hoş değildir. Daha da ötesi, laf aramızda, ben aslında kış aylarını severim. Havaların erken kararması bile sorun olmaz benim için, bu durum da hoşuma gider aslında. Güneş ve kumsal kızı hiç olmadım hayatımda. On dakikadan fazla güneşte kalırsam, içime fenalık gelir.  Denizi severim sevmesine de illa içinde olacağım diye bir kaide de yok yani... Su kenarında olmak bana yeter. Dağları da en az deniz kadar severim. Hatta dağ manzarasını deniz manzarasına tercih bile edebilirim. Neyse, konu dağıldı yine... Başta da diyordum ki bu yaz ayları hızlı mı geçiyor ne???
Aslında Tütü çalıştığı zamanlarda şöyle derdi: Zaten yaz dediğin ne ki? Toplasan 10 tane hafta sonu ediyor!!! Neyse ki şu son yıllarda kendini emekli etti de, artık daha uzun…

Datça ve İtalya... Ardından ÇALIŞMA MASASI

Resim
Neredeyse yaz bitti!!!
Gerçekten de bazen böyle hissediyorum. Elde güzel şeyler var ama...Boşa gitmemiş bir zaman dilimi... 
Öncelikle Datça, Osman'ın sergisi nefis geçti. Serginin hazırlığı, heyecanı, kitabı, çerçevesi derken zaman nasıl uçup gitmiş hiç anlamadık. Büyük gün gelip çattığında, jetonumuz bir anda büyük bir gürültüyle düştü. Sergi açıyorduk!!! UKKSA'da güzel bir topluluk katılımıyla, ressam İbrahim Çiftçioğlu'nun sunuşu, Datça Belediye Başkanı Sayın şener Tokcan'ın da katılımı ve güzel konuşmasıyla anlam kazanan harika bir açılış oldu. Yerel şaraplar ve meyveler eşliğinde, güzel müzik ve zeytin ağaçlarının desteğini de alarak, çok güzel zaman geçirdik. 
Serginin ilerleyen günlerinde çeşitli şehirlerden gelen dostlarımız da bu maceramızı daha da zenginleştirdiler. Hepsine kocaman bir teşekkür!
Ardından İtalya'ya gittik...
Toscana ve Umbria!!!
Hiç dönmek istemedim.
Küçük şehirlerde kaldık. Ortaçağ atmosferini olduğu gibi koruyan, doğası da bozulmamış, gözüdönm…

Yazmak...Ya da yazmamak...

Yazı denince akan sular duruyor benim için ama yine de bir tuhaflık var benim yazıyla olan ilişkimde. Eli kalem tutan biriyim, o belli...Yani gerçek anlamda da elimden kalem düşmez. Sabahları kalkar kalkmaz ilk iş olarak bir kahve hazırlayıp, SABAH SAYFALARI adını verdiğim defterimin başına otururum. Defterin boyutuna göre, 3 sayfa da olur, 5 sayfa da... Kimi zaman coşarım, anlatacaklarım içimden dökülür ve o zaman 8-9 sayfaya kadar çıktığı olur yazdıklarımın. Sonra ağzımda bir laf sürekli: Bir kitap yazmam lazım!!! Evet, lazım da...Ne bekliyorsun kardeşim? Elini tutan mı var? Aklını mı toparlayamıyorsun? Eskiden olsa vaktim yok derdin, olay geçerdi. Oysa şimdi kendime vakit de yarattım. VAKTİM VAR!!! E o zaman, neyi bekliyorum ben hala? Evde sürekli bilgisayar başındayım. Elimde sürekli bir takım defterler, kitaplar ve kalemler. Ama eksik olan şey belli: DİSİPLİN! YAzı öyle baştan savılacak bir şey değil. Yazı öncelikle sebat, disiplin ister. Masa başına oturmanı ister. Sosyal medyay…

Osman Erk Fotoğraf Sergisi ''ÇİZGİLER''

Resim
Büyük gün yaklaştıkça beni daha da fazla heyecan sarıyor. Haziran'ın son iki haftası, eğer yolunuz DATÇA taraflarına düşerse, YAKAKÖY'deki UKKSA'ya uğrayın. 15 Haziran'da başlayacak bir fotoğraf sergisi ilginizi çekebilir. Osman'ın değişik yerlerde çektiği fotoğraflardan oluşan, ilginç bir sergi. Konusu ÇİZGİLER!!! Çağdaş, neredeyse minimalist diyebileceğim nitelikte, tam Osman'ın analitik düşünce yapısını yansıtan kareler... Öyle romantik gün batımları, mavi deniz üstü yeşil ağaç beklerseniz çok yanılırsınız! Hiç de öyle değil!!! Dışarıdaki bakir doğayla tamamen tezat oluşturacak nitelikte, sıradışı fotoğraflar bunlar ve sergilenecek ortam da müthiş bir yer: UKSSA, yani Uluslararası Knidos Kültür Sanat Akademisi... http://ukksakademi.com/
Biz geçen Eylül ayında, birkaç günlüğüne Datça taraflarına kaçmıştık. Selimiye ve Bördübet'e de uğradığımız bu gezinin en sürprizli yanı bu sanat akademisi olmuştu; ben çok etkilenmiştim. Orayı gezmeye gittiğimizde, bu san…

Kolajlar

Resim
Penguenler
Dalış
Güney Sandwich Adası'nda Buzdağları
Mucize

İstanbul Mail Art Sergisi

Resim
Dün büyük gündü bizim için. Arts-In ekibinde, özellikle de işin lokomotifi olan sevgili Meral'de doğal olarak tatlı bir heyecan vardı. Dünyadan akıp gelen 67 eserle birlikte, Türkiye'den gelen 37 eseri, atölyemizde sergileyecek olmanın mutluluğu, yüzlerimizden okunuyordu. Serginin hazırlık aşamasını ben birebir yaşamıştım. Yani MAİL ART prensiplerine uygun olarak, Meral'in gelen her eseri fotoğraflayıp, bu sergi için özel olarak açılmış olan blogda yayınlamasını, her gelen eserin sahibine, yine MAİL ART prensiplerine uygun olarak, kendisinden bir eser göndermesini, o eserlerin gönderiminde kullanılacak zarfların titizlikle hazırlanmasını saygıyla izlemiştim.  Maalesef, eserlerin yerleştirilmesi işine yardımcı olamadım ama belki de iyi ki olmamışım. Zira dün atölyeye girdiğimde bir de ne göreyim? Duvarlarımız daha önceki KÜÇÜKLER sergimizden alışık olduğum gibi eserle dolu ama bu sefer ayrı bir güzellik var: Bazı eserler tavandan sarkıyor!!!! Kalın şeffaf plastik bir matery…

New York İzlenimleri

Resim
İki hafta önce New York'taydım. Önce küçük bir grupla ve ardından da arkadaşlarımla harika vakit geçirdim bu çok sevdiğim şehirde. Oralarda yaptıklarımı daha önceki yazılarımdan birinde aktarmıştım. Şimdiyse bazı instagram fotoğrafları ile birkaç izlenim paylaşmak istiyorum. Aslında bu fotoğrafları ingilizce sanat blogum olan www.ikosworld.blogspot.com üzerinden paylaştım ama orası henüz çok taze bir blog olduğu için her dostuma ulaşmayabilir. Buradan da tekrarlamak istedim. 

Central Park beni her zaman çok etkilemiştir. Neden mi? Çünkü emlak ve arazi fiyatlarının inanılmaz seviyelerde olduğu MANHATTAN gibi sıkışık bir yerde, sadece eğlence ve dinlenme için bu kadar büyük bir alan bırakılmış olması, bana her zaman bir mucize gibi gelmiştir. Bilenler bilir: Central Park'ın yüzölçümü, MONACO Prensliği'nden büyük! Tabii bu tam anlamıyla bir uygarlık göstergesi. Para kazanmak uğruna, bizde, her bir metrekareye AVM ve REZİDANS dikildiği için, ben böyle şeyler karşısında etkileni…

Yeni Bir Blog: http://ikosworld.blogspot.com/

Uzun zaman düşündüm ve sonunda sadece sanata adanmış bir blog açtım nihayet... 
Buradan okuyanlar biraz bilirler: Hayatta en çok istediğim şeylerden biri resim yapmak ve sanatla uğraşmaktır. Ve yine biliyorsunuz ki, ATÖLYE ARTS-İN bana muhteşem bir ortam sunuyor bu konuda. Harika dostlarla beraber yepyeni dünyalarda geziniyoruz. Sürekli üretiyoruz, bir şeylerle meşgul oluyoruz. Vakit nasıl geçiyor anlaşılmıyor bile. Günün sonunda evlere dönme vakti geldiğinde, açık söyleyeyim, hiç ayrılmak istemiyorum. Her konuda özgürce uçuyoruz kendi kanatlarımızla. 
İşte ben de burada neler yapıyorum, bunları paylaşmak istiyorum.
Bu yeni site İngilizce olacak zira uluslararası MAİL ART sanatçıları grubuyla temas halinde olunca, bu gerekli bir şey. 
Blogun adresini başlığa koydum ama bir defa da burada tekrarlayayım: 
http://ikosworld.blogspot.com/

Arada ziyaret ederseniz, fikirlerinizi paylaşırsanız, katkıda bulunursanız çok sevinirim...
Teşekkürler...

Baharda New York

Resim
Her mevsimde güzeldir New York... Ama baharda her şey bir başka oluyor. Grupla gittik New York'a. Bir hafta kalıp, biraz müze, biraz konserle zenginleşip dönmekti amaç. Benim için ise senelik New York haccımın bir parçasıydı bu durum. Grubu Türkiye'ye geri uğurladıktan sonra, şehirde kalıp, kendimle zaman geçirmek ve müzelerle ara sokaklara akmaktı derdim. Geçen seneye göre daha kısıtlı bir bütçem vardı bu yıl ama yine de tüm istediklerimi stoklamayı hemen hemen başardım.
New York'taki ilk günlerimiz epeyce serindi. Weather.com' daki hava raporlarının tamamen yanlış olduğunu daha uçaktan iner inmez anladım. Sonraki günlerde iyice kötüleşti durum ve hava daha da soğudu. Bir akşam nedense içimin titrediğini bile hatırlıyorum. İkinci hafta ise biraz daha insafa geldi bahar ve son iki gün özellikle, insanı aşık edercesine bir ılık bahar patladı. Hep böyle yapıyor New York bana: İlk günler soğuk ama son günlerde nefis bir bahar havası! Ben de aklımı gönlümü orada bırakıp eve…