23 Eylül 2013 Pazartesi

ANISH KAPOOR İstanbul'da... Ve müthiş bir PANEL: Klasik Müzelerde Çağdaş Sanatın Yeri I. BÖLÜM



Çağdaş Sanat denince, aklıma ilk gelen isimlerden biridir Anish Kapoor. Bundan seneler önce New York'taki mabedim METROPOLİTAN Müzesi'nde, sanatçının ayna çalışmalarından birini gördüğümde, hakkında hiç br şey bilmediğim bu HİNTLİ'ye aşık olmuştum. Biraz okuyunca, yaşamını İngiltere'de sürdüren Kapoor'un, alışıldık kalıpları tamamen reddeden yaklaşımını anlamaya çalışmıştım kendimce. Hint kökenli diyorum hala, oysa bal gibi biliyorum ki onun skalasındaki sanat insanlarını, herhangi bir ülkenin sınırlarıyla tanımlamaya kalkışmak, onların özgür ruhuna ket vurmak oluyor bir yerde. Neden milliyetiyle tanımlamaya devam ediyoruz sanatçıları? Bilmiyorum...Sanki Hintli yada Türk veya Danimarkalı deyince bir şey mi değişiyor? Bu kalıbı madem beğenmiyorum, öyleyse bir daha kullanmayayım...
Neyse...Anlatmaya çalıştığım şeyden yine uzağa düştüm.
Eylül ayı beraberinde Kapoor sürprizini getirdi İstanbul'a. Sakıp Sabancı Müzesi'nde açılan sergide, sanatçının granit ve kumtaşı heykelleri başta olmak üzere pek çok eserini görebiliyoruz.
Serginin açılış günü bir de konferans düzenlendi. Anish Kapoor bir powerpoint sunumu eşliğinde, eserlerini ve sanatını anlattı dinleyicilere. Ben Delhi'deki Çağdaş Sanatlar Müzesi'nde Kapoor'un belki de en kapsamlı sergilerinden birini görmüş olduğum için, bu sunumda anlatılan pek çok eseri zaten yakından tanıma fırsatı bulmuştum. Dolayısıyla benim için, o eserleri bir de yaratıcısından dinlemek bulunmaz bir nimet oldu. 
SSM'deki sergiye gelecek olursak... Bundan sonraki yazacaklarımı günlüğümden direkt alıntılıyorum:

Sergi beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Ben Delhi'deki ÇAĞDAŞ SANAT MÜZESİ'nde, harika bir Kapoor sergisi gördüğüm için, buradaki biraz hafif kaçtı. Tabii bu tamamen benim kişisel defom. Tabii SSM'ye ve NAZAN ÖLÇER'e haksızlık ya da saygısızlık yapmak aklımın ucundan geçmez. Ne de olsa bu sergi için müze binasında duvarlar kaldırıldı, binanın statiği sonuna kadar zorlandı. Kolay değil bu eserleri buralara kadar getirip sergilemek. Eserler hem kütle olarak ağır hem de yapıyı dönüştürmeyi gerektirecek tarzda talepkar... Bu sergiyi getirmek cüretkar bir proje!!! Bunların hepsine şapka çıkarıyorum tabii ki... Ve teşekkür ediyorum...
Kapoor gerçekten, her anlamda çok yönlü bir sanatçı. Gerek form, gerek malzeme kullanımı ve gerekse boyutlar olsun hep sıradışı işler yapıyor. SSM'deki sergide onun daha çok mermer, kumtaşı ve granit eserleri yer alıyor. Hepsi birbirinden güzel ancak bu sunum Kapoor'u biraz salt YONTUCU konumuna indirgemiş...Lütfen söylediklerim yanlış anlaşılmasın! YONTU SANATI ve SANATÇILARINI hafife alır bir söylem içinde değilim ben... Sadece bu sergideki eserlerin çoğunlukla yontu olarak seçilmiş olması, Kapoor'u daha ziyade bir yontucu olarak algılamamıza yol açıyor ve bu doğru değil demek istiyorum. Özellikle pigment işlerinin olmayışı beni biraz hayal kırıklığına uğrattı, oysa o işler bambaşka bir lezzet içeriyorlar. Keşke olsalardı dedim içimden çok kere...Bir kaç tane duvar işi var. İnsan dokunmak istiyor...Yani duvarda yarıklar var ve içlerinden dışarı taşan, çıkan, püsküren bazı malzemelerle adeta canlı bir doku yaratmış Kapoor. Merak edip yaklaşıyorsunuz...Sanki duvarın içinde bir canlı var... Ya da duvarın kendisi canlı ve yaralanmış, o yaradan dışarı bir şeyler taşıyor...O işler inanılmaz bence... 

Sergiyi gezdikten sonra günlüğüme bunları yazmışım...
Ertesi gün yine SSM'deydim. Müthiş bir panel vardı. Konusu: Klasik Müzelerde Çağdaş Sanat'ın Yeri...
Panelin moderatörü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman'dı.
Katılımcılar tam anlamıyla bir KİM KİMDİR geçidiydi... Hemen sıralayayım:
Sir Norman Rosenthal- Anish Kapoor İstanbul'da sergisinin köratörü. Londra Kraliyet Akademisi'nin eski başkanı...Karısı da PRADO'nun eski müdürü...Şimdi artık serbest küratörlük yapıyor Rosenthal.
Prof. Dr. Martin Roth- Londra Victoria&Albert Müzesi Direktörü
Dr. Glenn D. Lowry - New York MOMA Direktörü
Prof. Dr. Jean-François Jarrige - Chantilly Şatosu Conde' Müzesi Yönetim Kurulu Üyesi ve benim Paris'teki favori müzem olan Musee Guimet'nin eski direktörü
Dr. Thomas W. Lentz - Harvard Üniversitesi Sanat Müzesi Direktörü
Deepak Ananth - Sanat Eleştirmeni ve Bağımsız Küratör
Prof. Dr. Claus-Peter Haase - Berlin İslam Sanatları Müzesi Eski Direktörü

MOMA'nın direktörü Lowry sadece bir saatliğine geldi ve gitti...Ama o kadarcık varlığı bile yetti ortamı ısıtmaya...
Konu son derece netti: Klasik müzeler, çağdaş sanata da yer vermeli midirler? Vereceklerse ne kadar vermelidirler? 
Günlüğümden alıntılayayım:

Sorunun muhatabı olan yukarıda sıraladığım kişiler genellikle uzun ve karmaşık cevaplar veriyorlardı ama yine de ben duymak istediklerimi duydum:
Müze Guimet'nin eski direktörü bence en net cevabı verdi. Ben de kendisine bir 10 puan verdim. Şöyle dedi: 
''Klasik bir müze, sırf çağdaş sanata yer vermezsek trandlere uymamış oluruz, demode kalırız diye olur olmaz bir çağdaş sanat sergisi açmamalıdır. UYUM olmalı her halükarda dedi. Müzenin içindekilerle diyalog içinde bir sergi olursa ne ala ama sırf çağdaş sanat da yapıyoruz diyerek müzenin ruhuna aykırı şeyler yapılmamalı'' dedi. KATILIYORUM! 
Harvard Ünv. Müzesi Direktörü kendisinden bir örnek verdi:
Bizim müzemiz klasiktir. Müzemdeki 27 küratör de klasik sanatçılardır. Şimdi müzemizde yeni bir salon inşa ediliyor ve orası çağdaş sanat bölümü olacak. Küratörlerim '' Çağdaş Sanat bizi ve her yeri istila ediyor'' diyerek direnç gösteriyorlar ve ben her gün bununla başa çıkmaya çalışıyorum.
Bir ara hafif gerilimli bir ortam oldu. Konu çağdaş bir sanatçının eserlerine kim, nasıl ve hangi parametrelere göre değer biçiyor? Yani bir sanatçının işinin müzelik olmaya yetecek kadar değerli olduğuna kim karar veriyor? Güzel soru! Ve burada sanat piyasası spekülasyonlarına değinildi hafiften. Salondaki herkes bunu yakalayabildi mi bilmiyorum ama sanat eserleri alan/satan insanların el birliğiyle, o sanatçının eserlerini müzelere sokturmak gayretinde olduklarını, hatta baskı yaptıklarını çünkü bu sayede o sanatçının eserlerinin fiyatının yükseldiğini söylediler. Yani bir tür ARTIST UPGRADE! Spekülasyonun ağa babası!!! O laftan sonra müzayedeci RAFİ PORTAKAL salonu terk etti. Tesadüf mü sadece yoksa üzerie mi alındı? Kötü niyetli miyim?

Bu yazıya yarın devam etmek istiyorum. Yarın Güler sabancı'nın sorduğu çok güzel bir soruyla başlayan harika bir tartışma konusuna değineceğim.

Hiç yorum yok: