Kayıtlar

Mart, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kabalık...Kabalaşan Şehir...

Resim
Haftaya New York'a gidiyorum!!! Geçen hafta sonu Milano'daydım...Böyle söyleyince pek havalı duruyor, değil mi? Bence de...Bu anlamda kendimi hem çok şanslı hem de çok zengin hissediyorum. Mesleğimin güzel yanı! Bu yazının konusu yukarıdakiler değil maalesef. Bu sefer bazı konularda içimi döküp, sesimi duyurmak istiyorum: Ülkemin ve şehrim İstanbul'un aldığı son derece KABA hal ve tavır artık beni çok yoruyor, üzüyor ve yıpratıyor. Ne yapacağımı ve bu durumu ne şekilde tolere edebileceğimi bilemez haldeyim. Atsam atamam, satsam satamam!!! Burası benim ülkem, benim toprağım! VATAN dediğim yer burası ama artık kendimi AİT hissetmiyorum. Ve eminim benim durumumda o kadar çok insan var ki! Sesimiz çıkmıyor, sinip durakaldık köşelerde. Kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz. Hiç birimizin güveni yok geleceğe dair. Ülkeyi yönetenleri izliyoruz, kafamızı sallıyoruz, cık cık cık diyoruz, ama bunun dışında bir şey yapanımız var mı? YOK! Hepimizde sadece bir eleştirel hava, bir beğenmemez…

Bahar'da Bodrum

Bugün bahar gerçekten başladı. Bugün dönence...Kış bitti...Haftaya da saatler ileri alınacak ve bahar iyiden iyiye kendini göstermiş olacak. Dün akşam Bodrum'dan döndüm. Ama ne Bodrum!!! Bahar fışkırmış, tam deli bahar! Hayatımda hiç görmediğim çiçekler kaplamış yamaçları. Papatyalar, sarı çiçekler ve adını bilmediğim kocaman sarı, turuncu, kırmızı başka çiçekler... Her yan yabani otlarla kaplanmış; devasa ölçülerdeki dereotu demetlerine benzeyen eğrelti otları ve yine maalesef adını hiiiiç bilmediğim başka başka insan boyunda otlar. Sadece bu mevsimde büyüyorlar ve sonra, kuruyup gidiyorlar. Bodrum'a eğer sadece yaz tatillerinde giderseniz, bu muhteşem renkleri ve acayip otları görebilmeniz mümkün değil. Ben karar verdim, bundan sonra MART sonunda mutlaka gideceğim Bodrum'a. Hayatımın en güzel ''3 gün''lerinden biriydi bu son 3 gün... Ağaçlar henüz yapraklanmamıştı ama geri kalan her şey yemyeşildi. Bodrum her zaman güzel bence ama şimdi en güzel zamanlar …

S. Bey'in Büyülü Berber Dükkanı

Resim
Oturduğum yer Şişli! Şehrin göbeği! Gürültülü, havası kirli, son derece kalabalık ve kocaman sevimsiz binalarla dolu, sevilecek olmaktan son derece uzak bir yer yani... Ben de o kocaman binalardan birinde yaşıyorum ama en azından sevimsiz değil. Bahçemiz var, bahçemizde mevsimlere göre değişen bitkilerimiz var, binanın girişinde geceleri aydınlatılan komik bir fıskiyeli havuzcuk var. Ama benim en sevdiğim şey ne havuz ne de bahçe; benim en sevdiğim şey o havuzun etrafındaki, rüzgarla dalgalanan sazlar. Kış mevsimi gelip de iyice kuruduklarında, bizim bahçıvanlar kuruyan sazları kesiyorlar. Geçen seneki kesilenleri alıp kocaman bir vazo içinde eve getirdik, hala salonun başköşesinde duruyorlar. Neyse ki Osman da seviyor da, bir şey demiyor bu tuhaflıklarıma...Ama benim bahsetmek istediğim şey bunların hiç biri değil. Benim bahsetmek istediğim şey, yaşadığım Şişli'nin bu karambol ortamında, bana çocukluğumun büyülü anlarını hatırlatan S. Bey'in Büyülü Berber Dükkanı!!!S. Bey, a…

Flaman Resmi'ni Neden Seviyorum?

Dün nefis bir sergiye gittim: Sabancı Müzesi'nde ''Rembrandt ve Çağdaşları'' ... Geçen hafta da Pera Müzesi'ndeki Hollanda temalı diğer bir sergiye gitmiştim, dolayısıyla Hollanda'nın ALTIN ÇAĞ olarak adlandırılan bu devri oldukça güzel bir biçimde kavrama şansım oldu.
Aslında Endonezya turu yapmaya başladığımdan beri, Hollanda'nın denizcilik ve kolonizasyon konularını epeyce çalışmış, öğrenmiştim. Zira Endonezya'nın bugünkü başkenti Jakarta'yı BATAVIA adıyla kuranlar Hollandalılar! Hatta BATAVIA adı, Hollanda topraklarının yerli halklarından olan BATAVİ'lerden geliyor. Sonra Sri Lanka, Güney Hindistan ve Güney Doğu Asya'nın pek çok önemli liman kentinde Hollandalılar'ın izlerine rastlıyoruz. Aslında sadece orada değil, neredeyse tüm Amerika kıtasında Hollandalılar'ın izleri var. En basit örnek NEW YORK!!! Günümüzün dünya başkentinin ilk ismi NEW AMSTERDAM idi...Hollandalılar tarafında kurulan bir liman kenti olarak yaşamına başl…

Bahar...Filmler...

Havada bahar kokusu! Güneş şahane. Hava pırıl pırıl. İstanbul'un göbeğinde yaşamama rağmen, içimde bir bahar coşkusu. Sanki kırlara atıp kendimi yalınayak koşacakmışım gibi bir his! Şişli'ye hiç uymayan!!! Pencereden dışarıya baktığımda kentin çirkin binalarını görüyorum ama içimde bir taraf biliyor ki şu anda adada, bahar başladı. Bir ara, havalar birazcık daha yumuşadığında, adaya taşınacağım ve mevsimi, baharı en güzel renkleriyle yaşayacağım. Bu zamanlarda aklıma Ege köyleri düşüyor. Yemyeşildir şimdi oralar, otlar boyuma ulaşmıştır. Aralarda papatyalar, sarı çiçekler, meyve ağaçları...Yamaçlar yağmura doymuş, yumuşacıktır şimdi. Keşke kaçabilsem, keşke gidebilsem... Yazıyla dolu bir yaşam sürmek istiyorum. Güzel manzaralı bir pencere önünde oturup, sadece yazmak, yazmak ve yazmak istiyorum. Ne mi yazacağım? Anlatacak aslında o kadar çok hikayem var ki, sadece bunları yazmaya başlasam, zaten senelerce sürecek bir tempo oluşur. Dünyanın sevdiğim köşelerini anlatsam, zaten ik…

Baş Ağrısı - Diş Korkusu - Batıl İnançlar- Kitap - 1 Mart

Başım ağrıyor, nezle sinüzite çevirdi. Bu artık bir gelenek oldu ve ben her Tayland&Myanmar turundan dönüşte bu hastalığa yakalanır oldum. Boğazım ağrıyor ve geceleri gıcıktan öksüre öksüre uyuyamıyorum. Her tarafım ağrıyor...Bugün bir de dişimi çekecekler, korkuyorum...Evet, itiraf ediyorum: Dişçiden korkarım ve özellikle diş çektirmekten. Bugüne dek hayatımda sadece bir kere başıma geldi ve üstelik çok da kolay oldu ama ardından yaşananlar, diş çektirme korkusu yarattı bende. Benim çürüğüm bile olmamıştır, dolgum bile yok ağzımda...Ama arkadaki yirmilik bana ihanet etti ve bugün çekilmesi gerekiyor. Bundan 10 sene evvel bir defa bu başıma geldi ve ertesinde yaşadıklarım maalesef bence resmen bir batıl inanç oluşturdu. Günlerdir gecelerdir uyuyamıyorum bunu düşünmekten! Allahım!!! İnsan ne hallere düşüyor! Pazar günü eve geldim ve neredeyse 5 gün oldu ama bir türlü evde olmanın keyfini yaşayamadım hala...Hastalık, ağrı sızı derken günler kuşlar gibi uçuyorlar. Bir de bakacağım k…