New York İzlenimleri

İki hafta önce New York'taydım. Önce küçük bir grupla ve ardından da arkadaşlarımla harika vakit geçirdim bu çok sevdiğim şehirde. Oralarda yaptıklarımı daha önceki yazılarımdan birinde aktarmıştım. Şimdiyse bazı instagram fotoğrafları ile birkaç izlenim paylaşmak istiyorum. Aslında bu fotoğrafları ingilizce sanat blogum olan www.ikosworld.blogspot.com üzerinden paylaştım ama orası henüz çok taze bir blog olduğu için her dostuma ulaşmayabilir. Buradan da tekrarlamak istedim. 

Central Park beni her zaman çok etkilemiştir. Neden mi? Çünkü emlak ve arazi fiyatlarının inanılmaz seviyelerde olduğu MANHATTAN gibi sıkışık bir yerde, sadece eğlence ve dinlenme için bu kadar büyük bir alan bırakılmış olması, bana her zaman bir mucize gibi gelmiştir. Bilenler bilir: Central Park'ın yüzölçümü, MONACO Prensliği'nden büyük! Tabii bu tam anlamıyla bir uygarlık göstergesi. Para kazanmak uğruna, bizde, her bir metrekareye AVM ve REZİDANS dikildiği için, ben böyle şeyler karşısında etkileniyorum. Orada TOKİ yok tabii ne yazık! Bizimkiler gibi uzak görüşlü, engin ufuklu yöneticiler de yok tabii...İşte o yüzden, şehrin göbeğindeki bu park, yıllardır yerli yerinde duruyor. Kimse burada eskiden kışla vardı deyip, parkı yok etmeye çalışmıyor...O yüzden, işte size iki güzel kareyle, central Park'tan bahar getirdim.

 Bir akşam ünlü Metropolitan Operası'nda Verdi'nin Rigoletto'sunu seyrettim. Eser, yorumcular ve orkestra her zamanki gibi müthişti tabii ama benim orada yapmayı esas sevdiğim şey, en alt kata inip, duvarlardaki eski fotoğrafları izlemek. İşte aşağıdaki fotoğrafı, oraya inen merdivenlerden çektim. 
 Bahar her yere sirayet etmişti. SOHO'daki en trendy mekanlardan THE MERCER KİTCHEN'da da bahar dalları nefis bir manzara sunuyordu. Yandaki kurabiyelerle...
 New York'un en iyi gizlenmiş sırlarından biri, şehrin en şık otellerinden Le Parker Meridien Hotel'in içinde yer alıyor. Otele girdiğinizde, son derece etkileyici bir lobi ile karşılaşıyorsunuz ama sürpriz o değil! Esas sürpriz, lobideki bordo kadife perdeli duvarı izleyerek ulaştığınız yerde bekliyor sizleri: The Burger Joint! Şehrin en gırgır yerlerinden biri bence... Döküm saçım, duvarları yazılarla dolu... Ama nefis bir hamburger, eski usül patates kızartması ve buz gibi birasıyla insanı resmen baştan çıkarıyor. Aşağıdaki kare de oradan bir izlenim... 

Yorumlar

Hande Harmanci dedi ki…
tenkyuu! Gidilecek yerler listesine alındılar.

Bu blogdaki popüler yayınlar

Datça, Knidos ve Badem Çiçekleri

Kadınsal Durumlar Ekibi' ne İthaf

Bodrum Haikuları