22 Ocak 2009 Perşembe

Keyifsiz Bir Hafta

Epeyi ara vermişim farkında olmadan. En son yazımı neredeyse 8 gün önce eklemişim. Normalde bu kadar uzun ara vermemeye gayret ediyorum ama maalesef kötü bir hafta yaşadım ve şimdi de pek keyifli sayılmam hani... Uykusuzluk yere serdi beni...
Geçen hafta sonu Pazar günü, "İstanbul'un Kadınları ve Kadın Eserleri" isimli turumun Asya durağını yaptım. Havanın da parlak olması sayesinde, beklediğimden de iyi geçti tur. Katılımcılar da pek memnun kaldılar. Turda gezdirdiğim yerler şöyleydi: Atik Valide Külliyesi, Çinili Cami, Validebağı ve Adile Sultan Kasrı, Cevri Hatun Camii, Süreyya Operası Binası, Kadıköy Azize Eufemia Kilisesi, Salacak'tan Kızkulesi, Cedid Valide Camii, Mihrimah Camii ve Külliyesi. Tabii sadece bunlar gezdirmekle kalmadım, ayrıca bu binalarla ilişkili olan tüm kadınların hikayelerini anlattım. Araya destanlar, mitolojik öyküler ve türlü tarihi dedikodu sıkıştırdım. Sabahtan akşama kadar, hiç durmadan konuştum, konuştum...Turun bitiminde ise, Çellistanbul Kuartet'in flüt sanatçısı Bülent Evcil ile Süreyya Operası'nda verdikleri konsere giderek, sabahtan beri konuşup yürümekten yorgun düşmüş bedenimi ve o günün özel bir tarih olmasının getirdiği ağırlıkla sıkışan yüreğimi ferahlatmaya çalıştım. Zira tarih 18 Ocak'ı gösteriyordu ve 8 yıl önce aynı tarihte, hayattaki en sevdiğim insanı yitirmiştim. Ayşegülümü.....Kardeşimi... Can Dostumu... Sırdaşım ve hayattaki en büyük dayanağımı... Yaşamım o gittikten sonra asla bir daha aynı olmadı...
Sonraki günlerde ise bir 20 Ocak vardı ki, o da Ayşegülümün toprağa verilişinin yıldönümü idi ve ne tesadüftür ki, bu sene de aynı tarihte,tıpkı 8 sene önce olduğu gibi güneşli bir günde, bir başka sevdiğim can ile vedalaştım. Yürek söküldü yerinden, kaldı koca bir boşluk! Dolar mı sadece nefes alarak?
21 Ocak'ta ise Pera turu yaptım. Taksim AKM'den başlayıp, Galatasaray'a dek, ara sokaklardaki özel köşeler, evler, pasajlar, dükkanlar ve oralarda yaşamış insanların hikayeleriyle, sabah 10.00dan akşamüstü 16.30a dek taban teptik. Hava muhteşemdi ve gezen ekip de pek keyifli insanlar çıktılar. Tur bittiğinde herkes mutlu ve ben bu turları yapabilmek için öğrendiklerimi layıkıyla paylaşmış olmaktan huzurluydum.
Yarın ise Tepebaşı Turkcell Konferans Salonu' nda Bhutan hakkında bir sunumum var. Biraz konuşup, biraz da dia göstereceğim. Meraklısına haber vermiş olalım...
Bu arada, çok sevdiğim bir dostumun sergisinin haberini vereyim: Türkan Elçi'nin Taksim'deki İstanbul Belediyesi Sergi Salonu'nda açılmış olan resim sergisini gelecek haftanın sonuna dek gezebilirsiniz. Kendisi çok iyi bir arkadaşım olmakla kalmayıp, tanıdığım en çelebi, en bilge insanlardan biridir. Geleneksel düşünce kalıplarına göre, geç sayılabilecek bir yaşta resim yapmaya başladı ve şimdi kişisel sergileri ile hepimizi gururlandırıyor. Sevgili Türkan, seni yürekten kutluyorum. Bana ilham veriyorsun, seni örnek alıyorum.

1 yorum:

Basak dedi ki...

sevgili İko, sabırdan başka ne dileyebilirim? kardeş kaybı... ne zor bunun için gerekli sabrı üretmek...