30 Ağustos 2009 Pazar

Düşünen Kadın VII / 30 Ağustos... İyi Bayramlar!!!


Bugün bayram. 30 ağustos...Ben küçücük bir çocukken, bizim evde milli bayramlar çok önemsenirdi. Bayram sabahı erkenden televizyon açılır, ilk iş olarak Anıtkabir'deki törenler izlenirdi. Hatta saygı duruşuna evden biz de katılır, komutanlarla veya diğer devlet büyükleriyle birlikte bir dakika durur, ardından da aynı ciddiyetle İstiklal Marşımızı okurduk. Kabul ediyorum ki biraz komik oluyorduk ama biz bunu seviyorduk...Ancak bunlardan sonra kahvaltıya oturur, karnımızı doyururduk. Pencerede bayrak mutlaka olurdu. Geçen gün annemin eşyalarını toplarken tam iki tane yepyeni Türk bayrağı çıktı. Eskimiş veya yıpranmış bayrağa hiç tahammülü yoktu. Kendisi için de ne olur, ne olmaz diye yedeklemiş canım annem... Büyüyüp de evler ayrılınca, iş güç v.s sebepleriyle ayrı düşünce, aramıza giren bütün mesafelere rağmen bayramlaşmayı asla ihmal etmedik. Seneler geçip, aile fertlerimizi birer birer ebediyete uğurlamamıza rağmen, anneciğimle her milli bayramı kutlamaya devam ettik. 23 Nisan ve 19 Mayıs'larda o beni önceden arayıp bayramımı kutlardı. 30 Ağustos ve 29 Ekim'lerde ise, ben arardım. Nasılsa böyle bir teamül oluşmuştu kendi kendine...Sadece dini bayramları kutlayıp, milli bayramları atlayanlara inat, özenle sürdürüyorduk bu aile geleneğimizi.
Bu sabah 08.30da televizyonu açtım, Anıtkabir törenlerini izledim. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından Genelkurmay Başkanı'nın Anıtkabir özel defterine yazdıklarını dinledim. Memleketin içinde bulunduğu ahval ve şeraiti düşündüm bir süre ve ardından bir de baktım ki ailemden kimse kalmamış bayramlaşacak! Bir anda kopkoyu gerçekle çarpıştım: Ailemden kalan son kişi benim. Bir süre ağladım, sızlanıp durdum -ki bu çok normal- . Sonra hatırladım ki benim çekirdek ailem yerine artık kocaman bir ailem var. Dostlarım, kan kardeşlerim ve alternatif ailem... Hemen telefona sarıldım ve Ordu'yu aradım. Benim Lucky Star Didi'ciğimi... Hadi dedim kalk! Git Cumhuriyet Meydanı'na, çelenk koy! Zavallı kızcağız anlamamış olabilir ama durumu gayet güzel idare etti. Yapılacak olan fener alaylarından falan sözedip, durumu kurtardı. Ben ise, bayramlaşma geleneğimizi alternatif ailemle sürdürebildiğim için şükrettim...
Her ne olursa olsun, hayat güzel. Sağlıkla nefes alabildiğimiz her saniyeye şükretmemiz gerekiyor. Bunu unutmamak lazım.
Bir de unutmamak lazım ki, eğer bu topraklar üzerinde özgürce yaşıyorsak, bunu Atatürk'e ve onun dehasına, yanındaki insanların ustalık ve dirayetine, yoktan var edilmiş "gerçekten" kahraman ordumuzun cesaretine borçluyuz. Özellikle başımızdaki seçilmişlerin bunu unutmamaları lazım. Bugün özgürce "asıp kesebiliyorlarsa" , "ben yaptım oldu" diyebiliyorlarsa, "atıp tutabiliyorlarsa", uluslararası arenada kafalarına göre "van minüt" çekebiliyorlarsa, Bijan'dan takım elbiseler giyinip, Darüşşafaka'yı İmam Hatip'e dönüştürebilme kudretini kendilerinde bulabiliyorlarsa, bu bayrak altında oruçlarını tutup, ibadetlerini özgürce yerine getirebiliyorlarsa, "açılım açılım" deyip demokratikleşme adına memlekette asıl bölücülüğü yapabiliyorlarsa, bunları işte o adını ağızlarına almaya bile çekindikleri Atatürk'e borçlular...
Bu dünya Süleyman'a kalmadı, Sezar'a da...Sayın Başbakan'a ve yanındakilere de kalmayacak... Burası kesin...Geldikleri gibi gidecekler...Burası da kesin...Önemli olan Türkiyemizin en az hasarla kurtulması bu garabetten...Kurtulacak da...
İster faşist desinler, ister militarist...Umrumda değil...Ben ne o tuhaf demokratlardanım, ne de liberal görünümlü entellerden. Kurtçu değilim, kafatasçı hiç değilim. Amma ve lakin, Diyarbakır'a, Van'a giderken yanımda pasaportum olsun da istemiyorum. Dolayısıyla da bu açılım açılım diye yırtındıkları şeyin ne olduğunu bir an önce, sade bir vatandaş olarak öğrenmek istiyorum. Paketin içinde ne olduğunu bilmeden, "yırtık dondan çıkar gibi" -bu da rahmetli anacığımın lafıdır- kendini ortaya atıp, şakşakçılık yapan sözde aydın-sanatçı taifesini kınıyorum. Başta Sezen Aksu'yu... Zaten pek haz etmezdim, artık hepten sildim kendisini... Durumdan vazife çıkarıp, olur olmaz yerlerde, saçma sapan televizyon kanallarında meydanı boş bulup abuk sabuk konuşan sözde prof.ları, "bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanları" da kınıyorum. "Marmara'nın ortasındaki Issız Adam"dan yol haritası bekleyen seçilmişleri Allah'a havale ediyorum, o nasıl bilirse öyle yapsın.
Bu sabah gönlümden geçenler bunlar...

Haydi bakalım, hepimize İYİ BAYRAMLAR!!!

3 yorum:

Hayatla Dans Ve Flört dedi ki...

4/4

Diren Sucu dedi ki...

ikocum,

bu milli bayramları kutlama durumu bizde bir aile geleneği değil, arkadaş geleneği aslında... örneğin bir kaç ay konuşmadığım selin'le 1 temmuz kabotaj bayramı kutlama bahanesiyle telefonda gülüşerek barışmıştık.

ama bu sene ordu'dan fena halde sıkılmış olduğumdan sanırım, tamamen atlamışım...

zafer bayramın kutlu olsun canım ikocum...

sana hastayım :)

OZİ dedi ki...

Sen çok yaşa be ilknur...Nasılda duygularımıza tercüman oldun...İyi bayramlar.