Düşünen Kadın


Su anda Madrid Barajas Havalimanı’ ndaki özel yolcu salonunun yeşil kanepelerinden birinde, adeta evimdeymişçesine, sere serpe uzanmiş dinlenirken, aklım son senelerde şekil değiştiren yaşantımın detaylarına takıldı. Durup dururken gelmedi aklıma bu düşünceler, minik, önemsiz şeyler bu düşüncelere dalmama yol açtı.
Dün gece okyanusun üzerinden karanlık gökyüzünü yararak, Doğu’ya doğru uçarken, ilk okyanus aşırı uçuşumu düşünmüştüm. Kaç sene önceydi, hatırlamıyorum bile. Ama çok heyecanlandığımı ve saatlerce, altımda uzanan bomboş okyanusu seyrettiğimi hatırlıyorum. Galiba yine Peru’ya uçmuştum ilk defa okyanus üstünden. Ne yenilikti Tanrım!!! Uyumamak için, uçuşun her saniyesini doya doya yaşamak için, kendimi zorlamıştım. Uzun gelmişti, adeta bitmek bilmemişti ve sonunda Lima’ya indiğimde, dünyanın bir ucuna geldiğimi iliklerimde hissetmiştim. Gerçekten de dünyanın diğer ucundaydım ve bu benim için bir ilkti!
Şimdi ise köprülerin altından çok sular aktı. Artık dünyanın her yeri benim gerçekten evim gibi oldu. Okyanus aşırı uçmak benim için artık dünyanın en normal şeyi. Avrupa uçuşlarını uçuştan saymıyorum bile! Kadıköy dolmuşuna binmek gibi bir şeye dönüştü resmen. Bunu ukalalık ya da şımarıklıktan yazmıyorum. Saf gerçek bu!
Az önce Madrid’e indiğimde, Lima’ya her gidiş gelişimde soluklanıp, kahve içtiğim özel salona uğradım. Buraya girmemi sağlayacak kartımı İstanbul’da evde unuttuğumu Lima’ya giderken yine burada farketmiştim iki hafta önce. Kapıdaki görevli genç adam, gerekli ödemeyi alıp, beni içeri kabul etmişti sorunsuz. Demin buraya geldiğimde, yine aynı görevli genç adam vardı ve beni hatırladı. İçeri aldı hemen ve “Evinize Hoşgeldiniz” dedi. Bir anda kafama dank etti! Dünyanın her köşesi artık benim evim olmuş! Onun Arap asıllı iş arkadaşı yüzüme bakıp, beni adımla selamlayınca, iyice şaşırdım. Beni Ocak ayındaki Peru’ya gidişimden hatırlamış meğer...Şaşırdım kaldım...
İşte bu küçücük olay, bir anda kafamın içindeki kapıları açmaya başladı birer birer. Çocukluk hayallerimi düşündüm. Neler yapmayı düşlemiştim ve şimdi onların neresindeyim diye düşünmeye başladım. Farkettim ki, aslında yapmak istediğim bir sürü şeyi, hala genç sayılabilecek yaşta yapmışım, başarmışım. Bitirmiş kenara koymuşum...İşte şimdi farkediyorum ki, aslında çok şanslıyım!
Hayatta en çok istediğim şey, dünyayı görmek, her köşesini tanımaktı. Kariyer, para pul, şöhret hiçbir zaman umurumda olmamıştı baştan beri. Şimdi durup da yaşantıma bakınca, işte bu isteğimin en güzel şekilde gerçekleştiğini görüyorum. Nereye gidersem gideyim, dünya benim evim olmuş! Kathmandu’nun sokaklarından, Berlin’in müzelerine; Paris’in kafelerinden, Cusco’nun renkli meydanlarına; Himalayalar’dan And Dağları’na dünya benim! Tibet’in platolarını da biliyorum, Amazon’un ormanlarını da... İskandinavya fiyordlarını da seviyorum, Tayland’ın adalarını da...Ve işin en güzeli bunların hepsi de benim parçam gibi. Yabancılık çekmiyorum, kendimi evimde hissediyorum...
İşte Madrid Barajas Havalimanı’ ndaki dinlenme molamın bana düşündürttükleri...Az sonra uçağa atlayıp, istanbul’a geliyorum. Bir kaç gün “gerçek” evimde kalıp, sonra yine yollara devam edeceğim. Ama dürüstçe söylemem gerek: Bu gidişlerin en güzel yanı EVE DÖNMEK!!!

Yorumlar

sema dedi ki…
İYİKİ SENİ TANIDIM VE SENİNLE SEYAHAT YAPMANIN KEYFİNİ YAŞIYORUM. BINLERCE TEŞEKKÜR

SEMA

Bu blogdaki popüler yayınlar

Datça, Knidos ve Badem Çiçekleri

Kadınsal Durumlar Ekibi' ne İthaf

Bodrum Haikuları