Atatürk'e Mektup ve Dua



Ah Atatürk’üm, ah! 

Kıymetini bilemedik, seni anlayamadık.
Osmanlı yönetimi altında öyle cahil bıraktırıldık ki,
senin bize teklif etmiş olduğun ‘efendi’ olma önerini hiç mi hiç anlayamadık.

Toplumumuzun ortalama IQ su 90 dan 89’a düşmüş, bugünlerde.

Allah seni büyük sınavdan geçirdi, senin gibi üstün bir insanı bizim gibi
cahil bir topluma yönetici-lider-öğretmen kıldı.

Bıkmadın, usanmadın, gece gündüz çalıştın, 4000 kitap okudun.
Tutkundan, hedeflerinden şaşmadın. Sabırla bizlerle uğraştın.

Allah’ın sevgili kulu Atatük’üm; Allah, sevdiği kulunu daha çok sınavdan geçirirmiş.

Sakarya Savaşındaki %46 lık kaçak oranı bile seni vazgeçirmedi.

Üşenmedin, ertelemedin,vazgeçmedin. Kırk günde ilk Türk Operasının bestelenmesine ortam hazırladın.

Beni adam yerine koydun, benim çağdaşlaşabileceğime  inandın, inadın….. vazgeçmedin.

Her halinde, her duruşunda, her cümlende büyük bir titizlik vardı. Zerafet vardı. Motivasyon vardı.
Ah Atatük’üm ah, sen, bize Allah’ın büyük hediyesiydin!

Allah sana o Nutku yazırdı, gecelerini verdin, didindin, yaşadıklarını 
kayda geçirdin. En sonuna da o muhteşem özeti koydun: Gençliğe hitabını, uyarını.
Nutkunu okuduktandan sonra inan, yüzüm kızardı, utanmaktan, bütün vücudum ısındı; senin gibi muhteşem insana, öğretmene, layık olamadığım, çürük elma olduğum için.

Yaşar Nuri Hoca’nın söylediği gibi, bir tanecik Atatürk’üm, bana ve bu topluma hakim güçler, Kur’anı öğretmedi, öğretmiyor, beni cahil bırakıyorlar ki, hakim güclere hizmet eden hocaların elinde oyalanayım, o çıkarcıların esiri olayım, korkutulup, teslim olayım, zavallı-gününü biliçsizce yaşayan-sadece tüketen-haddini bilmeyen-farkındalığı olmayan-şehvete kapılmış-maddeye
bağımlı-nereye doğru yol aldığının hiç bilincinde olmayan-üstün/gelişmiş
toplumları küçümseyen bir hale takılı kalayım- ilim ve irfandan nasiplenmeyip, çağdaşlaşmaktan uzak kalayım- her fırsatta insanlara, hayvanlara, tabiat alemine, eşya alemine zulmedeyim-kadınları sadece dişi olarak göreyim-
okumayayım-araştırmayayım-tembel, miskin kalayım-sürekli boş laf edeyim-eğlenceye, vakip kaybına doymayayım- en üstün varlık olabileceğimin hiç farkına varamayayım-müptezel kalayım.

Esir olmam için tüm çıkarcılar senkronizasyon halindeler. Bana, Rabbi’min habibi Peygamber Efendimizi öğretmiyorlar. Çünkü, aydınlanmamdan, edepli davranmamdan, her insanı sevmemden, çok çalışıp, paylaşmaktan, dürüst olmamdan, sözümde durmamdan, iyliği takdir etmemden, şükrümü bilmemden, yapıcı olmamdan, gelişmemden, haddimi bilmemden, gayretli-çalışkan-sevgi dolu olmamdan, üretken olmamdan, sorgulamamdan, farklılıkları sevmemden, dinlemeyi bilmemden, öfkemi kontrol etmemden, aklıselimle
davranmamdan, yenilikci olmamdan, sanatı sevmemden, tabiatı ve hayvanları sevmemden, tarihi iyi-dengeli öğrenmemden korkuyorlar… İstemiyorlar.
Dedikodu yapmamı, boş ilerle uğraşmamı, sorumluluk almamamı, haset ve fitne içinde olmamı istiyorlar.

Cahil kalmamı, korkmamı ve teslim olup esaret içinde günlerimi tüketmemi istiyorlar. Bölünmüş, parçalanmış kişiliğe sahip  olmamı istiyorlar. Hafızasız bir robot olarak sadece nefs tatminin peşinde olmamı istiyorlar.


Akıllı ve üstün toplumlar senin kıymetini çok iyi bildi ve biliyorlar, bir tanecik Atatürk’üm; senden esinleniyorlar. Ne mutlu onlara! Senin üstünlüğünü, yüksek değerlerini  anlamış o toplumlar, tüm diğer evrensel insanları takdir ettikleri gibi seni de çok takdir ediyorlar.

Atatürk’üm, senin değerin ortada. Güzel Allah’ım seni özel-üstün bir insan olarak yaratmış, bu dünyaya varoma nedenini anlayasın, bulasın ve gerçekleştiresin diye yollamış. Sana güç verdi, aklını kullandırdı, seni örnek bir insan olarak  insanlığın hizmetine sundu. Allahıma teşekkür  ediyorum, ancak beraberinde  ondan af diliyorum, senin kıymetini bilemediğim için. Cahil kalmayı tercih ettiğim için, Emevi oyunlarına ses çıkartmadığım için, bir türlü kokuşmuş mevcut sistemden beslenmeye razı geldiğim için, Peygamber Efendimizin torunlarını öldürme gafletinde bulunup, karanlığa gömülmeyi esas edinmişlerin yollundan bugünde gidenlerle mertçe mücadele edemediğim için.

Güzel Atatük’üm, sen elinden geleni yaptın. Sana her hakkımı helal ediyorum, helal ediyorum, helal ediyorum1 Güzel Allahımın rahmeti hep üzerinde olsun, mekanın cennet olsun.  Güzel Allahım, Peygamberimiz Efendimizin şefaatini nasip etsin. 

Güzel Allahım , Rabbim yalvarıyorum, sadece sana, sana sığınıyorum:  Çalışkan, gayretli, ümitli, inançlı, samimi, yenilikçi, sevgi ve neşe dolu  bir toplum haline dönüşüp, sana ve tüm insalığa layıkıyle hizmet etmeyi bize nasip et.

Yarabbim, ülkeme, komşularımıza, bölgemize, İslam alemine ve tüm isanlığa huzur nasip et.


Allahım İslam dünyasının kalkınmasını, gelişmesini ve diğer toplumların örnek alabileceği seviyeye yükselmesini nasip et.

Allah’ım bizlere acı, bizleri zulmden kurtar, zalimleri islah eyle.

Yönetici mevkiindeki insanların, Peygamber Efendimizin ahlakıyla aklanmalarını nasip et.

NOT: Bu mektup ve dua sevgili eşim Osman'ın gönlünden süzülüp, kağıda dökülmüştür. Ben bu duyguları böylesine samimi yazamazdım. Paylaşmama izin verdiği için teşekkür ediyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Datça, Knidos ve Badem Çiçekleri

Kadınsal Durumlar Ekibi' ne İthaf

Bodrum Haikuları