21 Ekim 2009 Çarşamba

Mustafa Balbay'ınki CAN mı, yoksa PATLICAN mı?




Kafam karışıyor...Vallahi kafam karışıyor.


Olup bitenlere bir anlam veremiyorum. Bütün bu olanları ya çok akıllı, hatta benim gibi zavallı ve sıradan birinin anlayamayacağı kadar akıllı birileri tasarladı ya da olan biten sadece kocaman/tarifsiz bir aptallığın eseri... Sonuçta ben anlayamıyorum...Belki de ben aptalım.


Şimdi biri bana Allah aşkına şunu anlatsın: Dağdan inenlerinki CAN da, Mustafa Balbay'ınki PATLICAN mı? Ya da Mehmet Haberal'ınki? Tuncay Özkan zaten dünden hevesliydi içeride olmaya da, Doğu Perinçek'in günahı ne? Hurşit Paşa, Veli Küçük... Ve adını şimdi hatırlayamadağım başka bir sürü değerli insan... Kandil'den inenlerin sorgusu sadece 20 dakika sürdü ve akabinde serbest bırakıldılar oysa Mustafa Balbay 200 günden fazladır içeride... Sebep? Allah bilir...İlhan Selçuk durumu kaldıramadı, hala hastanede...Şener Paşa'dan haberiniz var mı? Vatanını sevenler içeride, vatana silah doğrultup kurşun atanlar 20 dakikada serbest... Buna ne buyrulur? Bunu kim tezgahladı? Kim bastı düğmeye? Kimdir bu saçmalığın sorumlusu? Kimdir akan onca kanın hesabını verecek olan? Bu dünyada ya da ahirette... Bir kırmızı halı serilmediği kaldı dün...


Ben de istiyorum barışı...Huzuru...Herkesin kardeşçe, omuz omuza, el ele yaşadığı refah bir Türkiye'yi ama böyle mi varılır bu sonuca? Diyarbakır'da bayram var ama BATI'da durum ne? Bir tarafın kahkahası diğerinin gözyaşına karışıyorsa eğer, barıştan nasıl söz edilebilir? Şehitler boşuna mı öldüler? Bu soruların muhatabı KİMDİR? Yok mu bana bir cevap verecek babayiğit? Hadi Sezen...Müjde'yle kafaları çekip çekip arıyormuşsunuz SAYIN BAŞBAKANIMIZI... Bana da bir haber verin Allah rızası için... Ya Hülya Avşar'a ne demeli? Bu kadınlar çok çok akıllılar vallahi...Kimin rüzgarı kuvvetliyse, yelkenlerini o yöne göre ayarlıyorlar. Ben de eski yelkenciyim ne de olsa ve hedefe ulaşmak için rüzgarı doğru kullanmanın yarışta neler kazandıracağını gayet iyi biliyorum. İşte bu kadınlar da gerçek yaşamın yelkencileri... Ama bunlar sadece ön planda görünenler. Arka planda bir de görünmeyen/az görünen ENTEL-DANTEL-LİBERAL-DEMOKRAT-İKİNCİ CUMHURİYETÇİ tayfa var ki, Allah'a emanet!


Azerilerin kalbini kırdık. Senelerdir nazlı nazlı dalgalanan bayraklarımızı bir bir indiriyorlar. Haksızlar mı peki? Bence hiç de haksız değiller... Ben de onların yerinde olsam, indirirdim. Bu Ermeni protokolü nedir? Bileniniz var mı? Bunu da Sezen bilir nasıl olsa...


İsrail'le olan ilişkiler gerim gerim gerildi. Neymiş? Devlet Televizyonumuzda bir dizi varmış... Bahanesi işin! Davos'taki "OneMinute" gerginliğinin devamı aslında... İsrailliler de haklı...


Bunlar BENİM görüşüm...VATANDAŞ İLKNUR olarak... Soru sorsam KİM cevap verecek? KİME soracağım bunları zaten? Kim duyar da dinler ki beni?


Gerçekten anlayamıyorum. Devletimiz kimlerin elinde? Bizi aslımda KİM yönetiyor? AKP demeyin Allah aşkına! Kargalar bile güler.


BARIŞ istiyorum.


HUZUR istiyorum.


SORULARIMA CEVAP istiyorum...


Mustafa Balbay'ınki CAN mı, yoksa PATLICAN mı?
NOT: Bu yazıyı yazdıktan sonra sinemaya gittim. NEFES adlı filmi görmeye...İnanılmaz etkilendim, ağladım, sarsıldım ve çıktıktan sonra epeyi bir süre konuşup gülemedim. Tokat gibi indi yüzüme... Herkes gidip görsün!

1 yorum:

OZİ dedi ki...

İkocum, bunların hesabını bu devlet çok ağır verecek. Sezeni Sezen yapan bu halk ona verilen bu rütbeyide geri almasını gayet iyi bilir merak etme. Bekir Coskun'un "Taş Olsa Ağlar" yazısı da durumu gayet güzel anlatıyor aslında. "Nefes" benim nefesimi de kesti.Çok düşündürücüydü özellikle yatağında mışıl mışıl uyuyan biz batılılar için...
Sevgiler,Özlem Selçuk