3 Ekim 2011 Pazartesi

Bördübet Sonrası Ruh Durumları

Dün akşam "gerçek" dünyaya geri döndüm. Yaklaşık 2,5 haftalık inzivam bitti ve kendimi senelerdir olmadığı kadar dingin, merkezde, kararlı ve sağlıklı hissediyorum. Dinleyemediğim ruhumu dinledim, kalp atışlarımı dinledim, nefesimi dinledim, kafamı dinledim...KENDİMİ dinledim!!! Ben kimim? Ne istiyorum? Hayat önceliklerim neler? Nereye gidiyorum? Ama aslında nereye gitmek istiyorum? Ne yapmak istiyorum? Ne yapmamak istiyorum? Ne kadar koşup, ne kadar durmalıyım? Koşmalı mıyım? Geçmişi ne kadar taşımalıyım yanımda? İlla taşımalı mıyım peki? Kendi kendime kaldığım o sessiz ve sakin zamanlarda bu soruları evirip çevirdim kafamda. Cevap geldi mi peki? Offff!!! Hem de nasıl!!! Birbiri ardına, aktı cevaplar... İnanılmaz aydınlanma, müthiş bir berraklık ve en önemlisi bunları hayata geçirmek için gerekli olan direnç, içsel güç ve cesaret! Hepsine dokundum tek tek ve hepsini hayatıma kabul ettim dileyerek, isteyerek!
Bördübet'te uzun zamandır heyecanla beklediğim bir kişisel gelişme programına katılmam, tabii ki süreci hızlandırdı. Harika bir öğretmen eşliğinde, kendimi bedensel ve ruhsal olarak nasıl desteklemem ve beslemem gerektiğini öğrendim. Senelerdir başkalarına anlatıp da bir türlü uygulamaya koymadığım, koyamadığım, değiştiremediğim ya da değiştirme cesareti bulamadığım şeyleri hayatıma dahil ettim. Beraber büyüdüğüm bir sürü yiyecek ve onlarla beraber duygu/düşünce kalıbı/alışkanlık/takıntıdan kurtulmanın mümkün olduğunu gördüm. içim gerçek bir şükran duygusuyla dolu. Bu hediyeyi kendime verebilmiş olmaktan dolayı çok mutluyum.
Sırada ne var? Çok heyecanlı bir dönem bekliyor beni...Önce hafta sonu PARİS!!! Osman'la bazı dostları ziyarete gidiyoruz. Dönüşte uzun bir seyahat için NEPAL-TİBET-BHUTAN yollarına düşeceğim. Memleketine akraba ziyaretine giden gurbetçiler gibi hissediyorum kendimi...
Bu turun ardından yine çok çok sevdiğim bir başka coğrafyaya uçacağım: TAYLAND&MYANMAR! Burada başlayan ruhani ortamı Himalayalar ve MYANMAR'ın zamansız tapınaklarıyla destekleyeceğim. Çok çok mutluyum!!!
Aralık ayında ise BHARAT MATA yani HİNDİSTAN ANA bekliyor olacak beni... Ben de ona koşacağım kucaklanmak için...
Bu arada bir de evimi Büyükada'ya taşıma projesi var ki, ayrıntıları yavaş yavaş aktaracağım. Önce biraz şekillensin her şey!
Bloga neden daha fazla fotoğraf koymadığımı soranlar oluyor. Haklısınız ama ben fotoğraf çeken biri değilim, sevmiyorum da... Kendimi zorlayıp da çektiğimde ise ortaya aslında hiç de fena olmayan kareler çıkıyor...Gözüm iyiymiş, öyle dediler:)))
Bu arada dün akşam İstanbul'a döndüğümde fark ettim ki sonbahar başlamış buralarda ama benim kalbim yazda kaldı.
Herkese çok güzel bir sonbahar diliyorum...

Hiç yorum yok: