26 Ekim 2011 Çarşamba

Bhutan'dan Selamlar



Bhutan Krali evlendi gecen hafta... Bunun benimle ne alakasi mi var? Amma da yaptiniz simdi...Alakasi olmaz olur mu? Ben Bhutan'dayim su anda...Neyse lafi fazla sulandirmadan genel havayi aktarayim: Bhutan'da gectigimiz haftalarda kraliyet dugunu oldu. Bhutan'in 1980 dogumlu Oxford mezunu krali, soyluluk unvani olmayan, yani halktan bir kizla evlendi. Ama ne kiz!!! Nefis nefis! Her taraf kral ve kralicenin fotograflari ve posterleriyle dolu. Dugunun uzerinden uc haftaya yakin zaman gecmis olmasina ragmen, insanlar hala dugunun etkisindeler. Sokaklarda kral ve kralicenin posterleri satiliyor. Bizzat ben iki rozet bir minik poster alarak bu mania durumuna istirak ettim. En sevilen posterler kralin gelinle sarmas dolas cicekler arasinda verdigi poz ile, kralin gelini dudaklarindan optugu poz!


Bhutan gercekten de mutlu ve huzurlu bir ulke. "Kisi Basina Dusen Milli Mutluluk" konusunda kral cok dikkatli. Halkinin mutlu olmasini istiyor. Burasi gercek bir masal ulkesi: yemyesil vadiler, piril piril akan nehirler, masmavi gokyuzu, genc ve yakisikli bir kralla sahane guzel bir genc kralice, ormanlar, karli daglar... Masal degil de nedir bu?


Bhutan'da degisiklikler oluyor. Eski Bhutan yazimda Bhutan'da luks otellerin olmadigini falan olmadigini yazmistim. O yazinin uzerinden sadece 2 veya 3 yil gecti ve ben o yaziyi belki de yayindan kaldirmaliyim zira dunyanin en luks otelleri birbiri ardina burada konaklama tesisleri aciyor. Taj ve Amann basta olmak uzere insanin aklini basindan alacak nitelikte oteller aciliyor. Cep telefonlari herkesin elinde ve TV artik serbest! Bu hizla giderse Bhutan'in buyusunu yitireceginden korkmuyor degilim aslinda ama biraz ilerleme de iyi olmuyor degil hani!


Ulkeye giriste yine gun ve kisi basina 200 dolar minimum aliyorlar. Yani her gun minimum 200 dolar harcamaniz garanti! Yine tek basiniza gezmeniz mumkun degil. Mutlaka bir rehberiniz ve bir soforlu araciniz olmali. Programiniz ve otelleriniz belli olmali. Oyle sirtima cantayi takip gideyim, keyfime gore gezerim denecek yerlerden degil Bhutan. Sirt cantali turisti istemiyorlar zaten. Az gelsin ama parali turist gelsin diyorlar. Turistik hediyelik esya dukkanlarindaki fiyatlar insanin sapkasini ucuran cinsten ama gelen turist parali oldugu icin satiliyor. Oysa ayni mallar komsu Nepal'de beste bir fiyatina satiliyor...


Ilk geldigim zamanki Bhutan'la simdiki Bhutan arasinda buyuk farklar goruyorum. En buyuk fark baskent Thimpu basta olmak uzere buyuk yapilasma durumu! Maalesef Thimpu'nun kuruldugu vadi neredeyse tamamen bina dolmus durumda... Yine de tabii ki cok cok guzel ama bundan 10 sene onceki durumu hatirlayan benim gibiler icin fark buyuk! Ama tabii bir de baska sey var: Turistlerin gezip dolastigi DZONG'lar artik piril piril, tertemiz... Eskiden boyle degildi...Bhutan'da tuvalet adabi oturdugu gun, her sey tamam olacak bence... Bence bu masal diyarinin TEK eksigi bu! TUVALET ADABI!!!


Neyse, simdi gitmem gerekiyor...VEJETARYEN bir otelde kaliyoruz, aksam yemegi basladi bile ve benim muthis PHOBJIKA vadisindaki yuruyusumuzden sonra karnim cok acikti. 2900 metre rakimda 4 km yuruduk. Tamam kabul ediyorum cok bir sey degil ama 2900 metrede doga yuruyusu yapmak da o kadar kolay degil! Azicik insafli olun!!!


Bhutan'dan sevgiler...


3 Ekim 2011 Pazartesi

Bördübet Sonrası Ruh Durumları

Dün akşam "gerçek" dünyaya geri döndüm. Yaklaşık 2,5 haftalık inzivam bitti ve kendimi senelerdir olmadığı kadar dingin, merkezde, kararlı ve sağlıklı hissediyorum. Dinleyemediğim ruhumu dinledim, kalp atışlarımı dinledim, nefesimi dinledim, kafamı dinledim...KENDİMİ dinledim!!! Ben kimim? Ne istiyorum? Hayat önceliklerim neler? Nereye gidiyorum? Ama aslında nereye gitmek istiyorum? Ne yapmak istiyorum? Ne yapmamak istiyorum? Ne kadar koşup, ne kadar durmalıyım? Koşmalı mıyım? Geçmişi ne kadar taşımalıyım yanımda? İlla taşımalı mıyım peki? Kendi kendime kaldığım o sessiz ve sakin zamanlarda bu soruları evirip çevirdim kafamda. Cevap geldi mi peki? Offff!!! Hem de nasıl!!! Birbiri ardına, aktı cevaplar... İnanılmaz aydınlanma, müthiş bir berraklık ve en önemlisi bunları hayata geçirmek için gerekli olan direnç, içsel güç ve cesaret! Hepsine dokundum tek tek ve hepsini hayatıma kabul ettim dileyerek, isteyerek!
Bördübet'te uzun zamandır heyecanla beklediğim bir kişisel gelişme programına katılmam, tabii ki süreci hızlandırdı. Harika bir öğretmen eşliğinde, kendimi bedensel ve ruhsal olarak nasıl desteklemem ve beslemem gerektiğini öğrendim. Senelerdir başkalarına anlatıp da bir türlü uygulamaya koymadığım, koyamadığım, değiştiremediğim ya da değiştirme cesareti bulamadığım şeyleri hayatıma dahil ettim. Beraber büyüdüğüm bir sürü yiyecek ve onlarla beraber duygu/düşünce kalıbı/alışkanlık/takıntıdan kurtulmanın mümkün olduğunu gördüm. içim gerçek bir şükran duygusuyla dolu. Bu hediyeyi kendime verebilmiş olmaktan dolayı çok mutluyum.
Sırada ne var? Çok heyecanlı bir dönem bekliyor beni...Önce hafta sonu PARİS!!! Osman'la bazı dostları ziyarete gidiyoruz. Dönüşte uzun bir seyahat için NEPAL-TİBET-BHUTAN yollarına düşeceğim. Memleketine akraba ziyaretine giden gurbetçiler gibi hissediyorum kendimi...
Bu turun ardından yine çok çok sevdiğim bir başka coğrafyaya uçacağım: TAYLAND&MYANMAR! Burada başlayan ruhani ortamı Himalayalar ve MYANMAR'ın zamansız tapınaklarıyla destekleyeceğim. Çok çok mutluyum!!!
Aralık ayında ise BHARAT MATA yani HİNDİSTAN ANA bekliyor olacak beni... Ben de ona koşacağım kucaklanmak için...
Bu arada bir de evimi Büyükada'ya taşıma projesi var ki, ayrıntıları yavaş yavaş aktaracağım. Önce biraz şekillensin her şey!
Bloga neden daha fazla fotoğraf koymadığımı soranlar oluyor. Haklısınız ama ben fotoğraf çeken biri değilim, sevmiyorum da... Kendimi zorlayıp da çektiğimde ise ortaya aslında hiç de fena olmayan kareler çıkıyor...Gözüm iyiymiş, öyle dediler:)))
Bu arada dün akşam İstanbul'a döndüğümde fark ettim ki sonbahar başlamış buralarda ama benim kalbim yazda kaldı.
Herkese çok güzel bir sonbahar diliyorum...