30 Haziran 2008 Pazartesi

Düşmek Uçmaya Dahildir!

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum, oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki
Okudum, okudum, anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde,
Hem kızdım hem güldüm halime.
Sonra dedim ki söz ver kendine;
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.

Friedrich Nietzsche

21 Haziran 2008 Cumartesi

Türkiye Yarı Finalde

İnanılmaz olan oldu ve Türkiye bir mucize maçı daha kazandı. İmkansız diye bir şeyin olmadığına bir kez daha inandım bu gece. Viyana yine uğurlu geldi. Geçen günlerdeki Çek Cumhuriyeti maçından sonra da aynı şeyi yazmıştım: Mucizeler gerçek olabilir. Hayatta olmaz diye bir şey yoktur.
Şimdi sıra Almanya'da. Belli mi olur? Bir de bakmışısz ki kupa bizde:))
Yani neymiş? İnancını yitirmeyecekmişsin... Koşmaya devam edecekmişsin. Ancak bu şekilde mucizelere ulaşabilirmişsin...
İşte ben de kendi mucizemi bekliyorum şimdi... Koşmaya devaaaaammmm....

18 Haziran 2008 Çarşamba


Yine epeydir fazla bir şey ekleyememişim. Oluyor işte! Kusura bakmayın...Bu sıralar çok hayhuylu bir dönem geçirdim ve daha aklım başıma gelmeden bu hafta sonu yine yollara düşüyorum. Arka arkaya iki tane tur yapıp, Temmuz'un ortasını bulacağım. İlk durak İskandinavya...Tam zamanı şimdi...Her ne kadar güneş batmak bilmediği için ilk günlerde uyum sağlamakta zorlanıyorsam da, Geiranger Fiyordu'nun kıyısında oturup, ayaklarımı suya sarkıtacağım anı heyecanla bekliyorum. Bu dünya harikası yer hakkında geçen sene şunu yazmışım:


Geiranger Fiyordu, Norveç


Kimilerince “Dünyanın En Güzel Yeri” olarak kabul edilen Geiranger’de bir gün geçirmek, insanın ömrünü uzatıyormuş. Civardaki yeşil tepelerde uzun yürüyüşler yapmak, komşu fiyordlara gidip gelen feribotları saymak, bir türlü kararmak bilmeyen gökyüzünün altında tahta iskeleye oturup, karlı zirveleri seyrederek, dünyanın geri kalanının çılgın kalabalığından uzakta az da olsa vakit geçirebilmek, metropol bunaltısı ve bulantısı çekenler için birebir. Sonunda yatağınıza gitmeye karar verdiğinizde, sizi sarmalayan dağların buzullarından beslenerek denize kavuşan şelalelerin sesleri, gece boyunca eşlik ediyor uykunuza. Manzara işte bu! Sıcaktan bunaldığımız şu günlerde, düşünmesi bile serinletici...

Yukarıya fotoğrafını koydum.




Tabii sadece fiyordlar yok gezimizde. Kopenhag, Bergen, Stockholm ve Oslo gibi harika kuzeyliler de bizi bekliyorlar. En sevdiğim şeylerden biri de, Kopenhag'dan Oslo'ya gemi ile gitmek...Yine yapacağız bunu. Kopenhag'dan ayrılırken hüzünlü Küçük Deniz Kızı' nı selamlamak, sonra narin görünümlü dev rüzgar güllerini seyretmek, bir türlü kararmayan havanın da etkisiyle uyuyamayıp güvertede gezinmek... Bunlar benim bayıldığım şeyler. Sabahın erken saatlerinden itibaren, binlerce adayla bezeli Oslo fiyorduna girmek ve sonunda da kentin limanına yanaşmak gerçekten de seyahatin en keyifli anlarından. Tabii fiyordlar arasındaki vapur gezilerini de atlamamak lazım. Yine deniz, dağ, şelale ve orman manzaralarına doyacak gözümüz gönlümüz.


Bu turdan hemen sonra ise, Almanya'nın en fotojenik bölgelerine gideceğim: Bavyera, Kara Ormanlar, Rhine Nehri, Şatolar Yolu... Nasıl merak ediyorum anlatamam. Özellikle bu tur sayesinde daha yakından tanıma fırsatı bulduğum, Kral 2. Ludwig'in şatolarını görmek için sabırsızlanıyorum. Adam gerçek bir çılgınmış ve son derece sıradışı bir yaşam sürdürmüş. Onun hakkında ayrıca bir yazı planlıyorum blog için. Yarın öbür gün hazır olur. Ama şimdiden şunu söyleyebilirim ki, gerçek bir deli/dahi ile karşı karşıyayız...

Bu iki zorlu turdan sonra tekrar biraz dinlenme fırsatım olacak. Belki tatil sırası bana da gelir, kimbilir???

Bu gece dolunay, yarın Merkür normal seyrine dönüyor ama yörüngeye oturması zaman alır, iki gün sonra yaz dönencesi... Ortalık toz duman...Arkadaşlar, arkanıza yaslanın, derin nefes alın ve önünüzdeki 3-4 günü sakin geçirmeye bakın. Yeni işlere başlamayın ve eski karmaşık işlerinizi sonuçlandırmaya bakın. Benden söylemesi... Demedi demeyin!

Şimdiden herkese iyi yazlar...

16 Haziran 2008 Pazartesi

Milli Takımın Öğrettikleri


Turnuvanın en heyecan verici takımı olduğumuz kesin... Son iki maçımızda "Artık Bitti" derken, mucizevi dönüşler yapıp, yenik durumdan maçları çeviren A Millilerimiz, hepimize unutulmayacak dersler verdi.

Demek ki neymiş???

İmkansız diye bir şey yokmuş...

Mucizeler olabilirmiş...

Eğer gerçekten inanır ve istersen önünde hiç bir şey duramazmış...

Umudu asla yitirmemek lazımmış...

90 dakika bitse de, uzatmalar bitmeden iş bitmezmiş...

Maça asılmak lazımmış...

Yaniiiiii......

Herkes kendi maçına asılsın o zaman...


8 Haziran 2008 Pazar

Aptallıklara...

Diyelim ki balıkmışım ben
Sen de balıkçı...
İkimiz de biliriz
Sineğe bile kıyamazsın.
Öyle boş oltayı atarsın denize, bilirsin salak olmadığımı,
Ama aşık olduğumu bilmezsin.

Ben sana inat yakalanırım...
Şaşırırsın, nerden çıktı bu diye...
İstediğin balık değil ki,
Oturmak iskelede

Mecbur çekersin yukarıya
Acı çekiyorum ne de olsa
Dedim ya kıyamazsın...

Uzanırım avuçlarına
Dudaklarıma dokunursun, iğneyi çıkartacaksın ya
Yoksa sevdiğinden falan değil...

Bilirim senin yanında yaşayamayacağımı
Sen de bilirsin.
Öldürmeye kıyamazsın
Bakarsın avucundaki aptal balığa
Ben de sana...

Sonra beni kurtarmayı seçersin...
Ben avuçlarında ölmeyi seçmistim oysa...

Bırakırsın denize, yüzünde kahraman gülümseme
Hayat kurtardın ya biraz önce
Sessizce boğulurken mavilerde
Son kez bakarım iskeleye
İskeledeki aptal balıkçıya
Sen de kurtardığın balığına...

6 Haziran 2008 Cuma

İdemo Dalje!!!

Hayat sürprizlerle dolu ve her ne olursa olsun yaşanmaya değer... Herşey biz insanlar için... Bazı anlar her ne kadar gülecek gücümüz kalmadığını düşünsek bile, yine de çıkar elbet bir şeyler bizi gülümsetecek... Bugün oltaya takılan saçma-komik-tatlı hikaye şu:


CENAZE ARABASININ ŞÖFÖRÜ BİR KIZA SESLENMİŞ:
''ŞİİİİİİİŞT KIZ GELSENE ARABAYLA GEZELİM"
KIZ DA: "HADİ ORDAN BE !!!! " DEYİNCE ADAM :
"SEN NE DİYON BE, MİLLET BU ARABAYA BİNMEK İÇİN ÖLÜYO ÖLÜYOOOOOO" :))

Galiba sinirler iyice bozulmuş olacak ki, saatlerce güldümmmmm:)))
Haydi idemo dalje!!!