Kayıtlar

Aralık, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Guarulhos Küçük Eserler Bienali

Resim
İstanbul'daki serginin neşesi ve heyecanı geçmeden, Brezilya'dan bir fotoğraf geldi ve içimi açtı: Sao Paolo Guarulhos'ta, Küçük Eserler Bienali adı altında, dünyanın her yerinden gelecek eserlere açık bir sanat buluşması düzenlendi. Buraya kural gereği, en büyüğü 10x15 boyutunda olan eserler yolladık. Bu eserler, bir sergi salonunda ya da galeride değil, bir barda sergileniyor. Çok şeker!!! Açılışta konserler oldu, şarkılar söylendi ve birlikte kadehler tokuşturuldu. Ben nereden mi biliyorum? İnternet sağolsun! Bienali düzenleyenler bütün bu etkinliklerin fotoğraflarını facebook üzerinden paylaştılar. İşte bir fotoğraf da ben koyayım: En önde görülen eserlerden biri benimki üstteki de Türkan'ın...


İşaretlemeyi bilemediğim için ancak tarif ederek anlatabileceğim. Ön planda, sola doğru yeşil kırmızı, sol anahtarı olan bir eser var. O benimkisi. Benimkinin üzerindeki iki eser ise Türkan'ın resimleri... Çok neşeli değil mi?

Bunlar bana heyecan veriyor. Bunlar beni hayat…

İlk Sergim / Atölye ARTS-IN'de ''Küçükler''

Resim
Eveeeettttt....Hayatımın ilk karma sergisine de katılmış bulunmaktayım...BENNN!!! Rüyamda görsem inanmazdım ama oldu ve şu anda adım bir sergi afişinin üzerinde, 11 tane son derece yetenekli sanatçının adının yanında yazıyor. 
Bizim atölye ARTS IN, son derece üretken, heyecanlı ve nefis insanların bir araya geldiği bir yuva. Ben haftada bir gün mutlaka gidiyorum, amacım iki güne çıkarmak bu çalışmalarımı.  Atölyemizin lokomotifi Meral Ağar, on parmağında on marifet, süper bir kadın. Onun sayesinde, hepimiz müthiş bir heyecan ve disiplinle sergimize hazırlandık.  Arts In, Beşiktaş'tan Maçka'ya giderken , son derece merkezi bir yerde bulunuyor. Küçük bir mekan aslında ama şimdilik bize yetiyor. Şimdilik dememin sebebi, çok uzak olmayan bir gelecekte, en az 300 metrekarelik bir yere taşınacağımızın öngürüsünü yapmamdandır.  Evet, eğer Arts In bu hızda ve bu sinerjiyle büyümeye devam ederse, kocaman bir alana ihtiyacımız olacak...

Bu olay benim için çok anlamlı çünkü hiç bir yere, kur…

Ferzan Özpetek'in LA TRAVIATA'SI ve NAPOLİ

Bir şehir bu kadar mı deli olur? Bu kadar mı Akdenizli ve bu kadar mı komik olur? Eğer adı NAPOLİ'yse oluyor işte!
Dün akşamüstü döndük Napoli'den. Kısacık bir kaçamak yaptık ve geri geliverdik. Şimdi her sabah yazılarımı yazdığım masamda oturup kahvemi yudumlarken, sanki hiç gitmemişiz de, ben rüya görmüşüm gibi hissediyorum.
Cuma günü gittik Napoli'ye. THY'nin direkt uçuşuyla kolayca ulaştık güneyin bu deli kentine. Uçaktan indik ve bizi otobüsle götürdüler terminale. İçeri girdik ve bir de gördük ki, yanlış yerde indirmişler bizi. pasaport kontrolünden geçmeden, valizlerin alındığı bantların oraya bırakmışlar. Tipik NAPOLİ!!! Neyse ki polisler de bizim havalarda... Hemen gayrınizami olmasına rağmen ,pratik şekilde arkadan dolaştırıp, pasaportlarımıza giriş damgamızı bastılar. Valiz bantında bizi bekleyen hamallar da NAPOLİ'ye geldiğimizi hissettiriyorlardı zira ellerindeki tabelanın üzerinde FEST değil SEFT yazıyordu. Öyle güldüm ki anlatamam! Dünyanın ennn ucubik…