Kayıtlar

Eylül, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sound of Music Defterlerimden Seçmeler

Resim

12 Eylül İtirafları : Utanıyorum ama yine de yazdım...

Bundan 32 yıl önce bir ihtilal olmuştu. Çocuk aklımla ben alkışlamış, sevinmiştim. Kenan Evren ve diğer paşaların her ekrana çıkışlarında kendimi güvende hissetmiştim. Sokaklarda rahat rahat gezebilecektik artık. Akşam eve dönerken, karanlık yollardan korkmayacaktık ve gecenin sessizliğinde patlayan silahlar da olmayacaktı artık. Bunlar harika şeylerdi ve çocuk aklımla ülkeye huzur geldi, kötüler cezalandırılacak sanmıştım.  Oysa başlayan şeyin aslında Türkiye'nin sonu olduğunu idrak edememişim. Hadi ben çocuktum edemedim, koca koca annem ve babam da mı edememişlerdi? Edememişlerdi işte! 
Darbe öncesi yaşananlar o denli kötüydü ki, darbe olunca Türkiye'nin büyük bir kısmı alkış tuttu. İşte toplum mühendisliği budur! Halkın canını yak, yak, illallah dedirt ve sonra'' Tamam, Allah cezanızı versin, ne isterseniz yapın, gıkım çıkmayacak'' kıvamına getir. Biz her gün onlarca gencin canını alan terör yüzünden o hale gelmiştik. Sokaklar kan gölüne dönmüştü, kardeş kard…

Köy Enstitüleri

Yurdumun en kapsamlı atılımları yaptığı Atatürk'lü yılları takip eden bir 14 senelik dönem var ki, Türkiye'nin geleceği için belki de en büyük fırsatı içeriyordu. Köylerdeki çaresiz ve gayesiz gençleri alıp, örnek bir eğitimden geçirip, hem geleceğe inançla bakmalarını hem de hayatta daha dik ve sağlam bir duruşa sahip olmaları hedefleniyordu. Klasik temel eğitimin yanısıra, bir zanaat, bir sanat dalı, bir müzik aleti ve tabii ki sağlam kafa sağlam vücutta bulunur diyerek sporla tamamlanmış nefis bir programla, her biri birer cevher olacak gençler yetiştiriliyordu. Sonraki yıllarda ''buralarda komünist yetiştiriliyor'' safsatasına kurban edilen KÖY ENSTİTÜLERİ'nden bahsediyorum...

Bozkırın ortasında, dağların eteklerinde ve ıssızlığın yankılandığı yerlerde, bir ışık gibi doğmuş Köy Enstitüleri. Öğrenciler kimi enstitüleri, tuğlalarını bile kendileri pişirerek kendi elleriyle inşa etmişler. O nasıl bir şevk, nasıl bir heyecanmış! Koç Vakfı'nın İstanbul Ar…

Eylül...

Resim
Ne kadar uzun bir ara olmuş yine... Ne kadar ihmal etmişim sevgili blogumu... Ahh ahh!!! Kızıyorum kendime ama bir yandan da hayatımın deli akışı içinde böyle aralar olabileceğini hatırlayıp, sakinleşiyorum. 
Temmuz ayında yazdığım en son yazıdan sonra epeyi değişiklik oldu yine. Özetleyecek olursam:

Bodrum'dan planladığımızdan erken döndük. Osman oruç tutuyordu ya, Bodrum'un sıcagı ona iyi gelmedi. Benim de zaten İstanbul'a bir toplantı için günübirlik gelip gitmem gerekiyordu. Osman'a haydi İstanbul'a dönelim dedim. Çok sevindi ve hemen ertesi gün toparlanıp İstanbul'a döndük. Açık konuşayım bana da iyi geldi buraya dönmek. Arkadaşlarımı özlemişim, şehri özlemişim, Şişli evimizi özlemişim. Hiç üzülmedim döndüğümüze. Endonezya turuna gittim. Yaklaşık iki haftalık uzunca bir seyahati, son derece başarılı bir şekilde bitirip, evime geri döndüm. Gelenler içinde sevgili dostların da olması, bana kendimi çok rahat hissettirdi. Güzel sohbetler oldu, paylaşımlar kalite…