Kayıtlar

Ocak, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kalp Kırmak

Resim
Kalp kırılır, hem de çok kolay...Bazen tek bir söz, bir hece, hatta sadece bir bakış yeter. Kalp, o sözün, o bakışın ve hatta o hecenin içindeki türlü anlamı inceler, tartar, çözer ve bir sonuca varır. Eskilerden gelen filtreleri de varsa eğer, o zaman o filtrelere göre yapar bütün değerlendirmesini. Eski kalp ve düş kırıklıklarını, gönül sancılarını, hayallerin suya erişini hatırlar içten içe ve tuz buz olur, paramparça dağılır... Gözlerden incecik yaşlar süzülür, boğaza bir anda yumruk gibi bir düğüm oturur, yutkunmak azaba döner. Saklamak ister üzüntüsünü kalp; ne kadar becerebildiği ise tartışma konusudur. Çarpmaya devam eder tabii kırılsa da, ama bir daha aynı heyecan olur mu, ya da aynı şevk, işte orası da hiç bilinmez. Tıpkı incecik bir Çin porseleninin yere düşüp kırılması gibidir bu durum. Parçaları toplanıp bir araya getirilse ve en kuvvetlı tutkalla yapıştırılsa da, kırılan artık kırılmıştır. Görüntüde sapasağlamdır ama aslında kırılmış parçaların yapay bir şekilde bir ara…

Her Kar Yağdığında Azıcık Hüzünlenirim...

Resim
Dışarıda kar yağar ve içeride MEZZO TV'de ABBADO, MAHLER 5. Senfoniyi yönetirken, kışın en güzel zamanında evdeyim ne mutlu diye düşünmekten alamıyorum kendimi. FACEBOOK'taki yazılanları takip ediyorum da, insanlar yine sokaklarda mahsur kalmışlar, trafik arap saçına dönmüş, taksiler karaborsaya düşmüş ve bunun gibi mini felaketler yaşanıp durmuş gün boyu. Ben ise evden dışarı çıkmadığım ve haberleri izlemediğim için (aylardır) hiç bir şey bilmiyorum, "haberlerden haberim yok"... Bunun için işte, pencereden bakıp da yağan karı gördüğüm zaman hem sevinip hem de hüzünleniyorum. Seviniyor olmamın özel bir sebebi yok; kayak ya da snowboard yapmak için bir yerlere gitmeyeceğim nasıl olsa ama hüzünlenmek için bir ton sebep sayabilirim. En çok da artık çocukluğumdan çok ama çok uzak bir yerde durduğumu hatırattığı için hüzünleniyorum. Çocukken kar yağdığında "tatil yağıyor" diyerek sevinirdim, sokaklarda oynardım, ellerim ve ayaklarım buz tutana kadar, sırılsıkla…

Washington DC- New York Arası

Resim
Oydu buydu, geldiydi geçtiydi derken, yılbaşı tantanasını da ardımızda bıraktık. Aslında her sene yıl sonunda, yılbaşı gelmeden, biten senenin kendimce bir muhasebesini yapıp, yeni yıldan istediklerimin listesi çıkartırdım. Bu sene olmadı, yapamadım. Neden mi? Meşguldüm...Turda mı? Hayır! Amerika'ya gittim ve aile ziyareti yaptım, dolaştım ve ruhumu besledim. İlk durak Washington DC oldu. Koca ülkenin başkenti beni çok etkiledi. Nasıl yeşil, nasıl geniş bulvarlar ve neoklasik tarzın en güzel örnekleri sayabileceğim nitelikte binalar! Gökyüzü muhteşem. Her şey kolay, düzenli ve sakin... Şehrin gece nüfusu 650bin oluyormuş, gündüz ise civardan gelenlerle bir milyonu ancak geçiyormuş. Bu nüfusun üçte ikisi de zaten devlet daireleri ve diğer resmi kurumlarda çalışanlarmış. Noel öncesi vardığımız şehirdeki güzel hava ve enfes gün batımları en büyük hediye oldular bana. Müzeleri gezdim gönlümce. Sokaklarda ve parklarda yürüdüm keyfime göre. Kitapçıları arşınladım ve kafelerde dergi karı…