Kayıtlar

Ocak, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

New York Dönüşü

Resim
Döndüm ama New York'u nasıl tarif edeceğimi hala bulamadım. Ben de aramayı bıraktım artık...
Son iki günde neler yaptım?

Bir kez daha Metropolitan Museum'a gittim ve çıkışta gaza gelip üye oldum. Bu büyük müzenin, bu görkemli ve tıkır tıkır işleyen kurumun, dünyanın en kapsamlı sanat mabedinin bir parçası olma fikri sarhoş etti beni ve dayanamadım. Artık 4. kattaki sadece üyelerin gidebildiği restorana girme hakkım da var. Çok havalıyım yani!
Central Park'ta uzun uzun yürüdüm. İnsana tuhaf bir duygu veriyor orası. Etrafınız dev binalarla çevrili, dünyanın en enerjik kentindesiniz ama etrafınızda sincaplar, çeşit çeşit kuşlar ve küçük havuzda foklar var. İnsan New York'da olduğuna inanamıyor.
Anthony Bourdain tavsiyesi bir restoranda akşam yemeği yedim. Pürlen'in fikriydi tabii ki: BLUE RİBBON 97, Sullivan Street SOHO... Müthişti! Menüde ne kadar tuhaf isimli şey varsa istedik: Dana iliği, sığır kuyruğu marmeladı ve koç yumurtası bunlardan bazılarıydı. Bayıldımmm! Pürl…

New York Günlerine Devam

New York günlerim tam gaz devam ediyor. Müzelerde kendimi kaybettim iki gündür. MET ve MOMA özellikle beni -yine- çıldırttı! Çıkmak istemedim, kıskandım, yolumu kaybettim, sevinçten ağladım. Bütün bu duygular boğazımda düğümlendi ve gerçekten NY'un neden dünyanın başkenti olduğunu bir kere daha anladım. Geri kalan her şeyi bir tarafa bırakın, sadece bu müzeler yeter!
New York hakkında ilk yazdığım yazıda, güzel değil ama tuhaf bir havası var demiştim. Hala aynı fikirdeyim. Güzel değil ama ÇARPICI! ETKİLEYİCİ. Avrupa'nın o bakımlı, ışıltılı, manikürlü, TİP TOP hali yok New York'ta. Eski püskü, pis, bakımsız yerleri de var. Ama nasıl anlatsam bilemiyorum, insanı nefessiz bırakan bir BÜTÜNLÜK oluşturuyor her şey. Dev gökdelenler insanın üstüne üstüne kapanacakmış gibi gelse de, gökyüzünü doğru dürüst göremeseniz de, o kadar canlı ve enerjik ki, bunlara takılmıyorsunuz bile. Henüz adını koyamadığım bir duygu yoğunluğu yaşıyorum, bakalım son iki günde bunu tanımlayabilecek miyim

New York Waldorf Astoria'nın Lobisinden

Mücevher kutusuna kapatılmak böyle bir şey olmalı! Başımı çevirdiğim her yönde, bir güzellik var ama herhalde en güzeli tavan süslemeleri...Toz pembeler, altın renkleri ve uçuk yeşiller... Güzel uçucu kadın figürleri, melek gibiler. Bütün duvarlar maun kaplı. Yumuşak sarı ışıklar yansıyor oradan. Uzun bir resepsiyon/kabul bankosu var. Herhalde 15 kişi bir anda hizmet veriyor. Hala öyle mi bilmiyorum ama 1800 odası varmış ama bunların bir kısmı artık residence şeklinde işliyor. Ağırbaşlı, şık, Pera Palas kılıklı. Oldum olası sevmişimdir tarihi otelleri, burası da New York'un tarihinde İMZA yerlerden. Eminim ki, daha yeni ve daha modern oteller vardır ama ben elli kez de gelsem, elli kez de burada kalırdım yine. Hepsi birbirinin aynı modern minimalist oteller bana göre değil. Karşı değilim ama bütçem elverdiği her zaman tarihin sayfalarını bizzat yazmış otellerde konaklamayı tercih ederim.
New York'da dün akşam kar başladı. Şu anda dışarıda yaklaşık 40 cm kar var. Sokaklar henü…

New York New York

Valla gün geldi çattı! Yarın sabah BİG APPLE'a doğru yola çıkacağım. Valizim hazır, son bir iki şey daha koyup kapatacağım. Hala epeyce hastayım, ses tellerim iltihaplandı ve feci şekilde ödem yaptı. Burnum akıyor... Neyse ki ateşim yok bu sefer ama sesim fısıltı şeklinde çıkıyor hala. Bir aydır kendime gelemedim. Tam düzelmiştim, son Hindistan yolculuğu yine darmadağın etti beni. Geldiğimden beri gözümü açamadım. Bir de arada, günü birlik Roma'ya gidip geldim. Vize derdine...
Yarın yola can dostum Pürlen'le çıkıyoruz. İşin güzel kısmı Tütü de yarın yola çıkıyor ama o başka bir havayolu ile uçacak ve gece varacak New York'a... İstesek ve ayarlamaya çalışsak, üçümüz okyanusun ötesinde bir araya gelemezdik ama şartlar nasıl da kendiliğinden oluştu, inanamıyoruz...
Tabii New York'ta beni bekleyen şeyler yine her zaman olduğu gibi müzeler, sergi salonları ve tarihi önemi olan meydanlarla sokaklar, anıtlar. Kime New York desem bana OUTLET mağazaları sayıyor. Hele Ocak ay…

İçimden Geldiği Gibi...

Can dostum Tütü'nün bir lafı vardır: Yıl bitti!!! Ama bu lafı yılın sonunda değil, yılın ilk haftasının sonunda söyler ve aslında ona kızsam da, içten içe haklı olduğunu da bilirim. İnsan hacı bekler gibi bekler yeni yılı. Planlar yapar, sözler verir... Sigarayı bırakacağım, saha çok spor yapacağım, rejime başlayacağım, daha çok su içeceğim v.s v.s... Sonra yılbaşı gelir, bir patırtı bir gürültü içinde geçer o meş'um gece ve hoop 1 Ocak sabahı uyanırsınız. Her şey genellikle eski tas eski hamam olmaya adaydır. Sanırsınız ki, o ulvi 1 Ocak sabahı kafanıza bir taş düşecek ve verdiğiniz bütün sözleri tutmaya, aldığınız bütün karararı uygulamaya başlayacaksınız. Yok öyle şey! Değişen HİÇ-BİR-ŞEY YOKTUR!
Ondan sonra yılın ilk çalışma haftası yaşanır. İş arkadaşlarıyla ofiste buluşulur, sohbet muhabbet...Yılbaşınız nasıl geçti? Şahaneydi, süper eğlendik diyen pek çıkmaz. Zorlama ortamlar sıkmıştır insanları ve herkeste bir ağırlık vardır nedense: Amaan işte nasıl olsun? Yedik içtik…

2011 Başlarken

2010 da bitti!
2000 yılına girdiğimiz yılbaşını hatırlıyorum. Erenköy Hamam Sokak'taki evdeydik. Evliydim. Kızkardeşim ve annem sağdı. Babamı yeni kaybetmiştik. Saatler 00.00 olduğunda balkona çıkıp, bağırıp çağırmış ve eski yılı uğurlamıştık. Yeni binyıla umut dolu girmiştik. O zamanlar yeni binyılın ilk on yılının benim için defalarca ölüp, yeniden dirileceğim bir dönem olacağını hayal bile edemezdim. Oysa tam da bu anlattığım gibi oldu:
O yılbaşından bir yıl sonra , buz gibi bir Ocak akşamı, canımdan çok sevdiğim, güleryüzlü ve iyi kalpli kızkardeşimi, akıl almaz bir şekilde kaybettim. Halbuki, onu kaybedişimden sadece birkaç gün önce babamın ölümü hakkında konuşurken ona şöyle bir şey demiştim: Allahtan sıralı bir ölüm oldu. Çoğunluk bunu yaşar. Bu kayıplar normaldir. Ya sana bir şey olsaydı ben ne yapardım? Aklımı kaçırırdım herhalde... Ve bu sözleri söyledikten sadece birkaç gün sonra, kızkardeşim de göçtü gitti. Ne mi oldu? Yoo, aklımı kaçırmadım! Sadece evladını toprağa ver…