Kayıtlar

Mayıs, 2010 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Balkanlar'a Doğru

Yarın yine yollardayım: Bu seferki rota Balkanlar! İki gün önce Hırvatistan'dan döndüm ve bir kere daha Adriyatik sahillerine vuruldum ama şimdi sırada bambaşka bir duygu seli var... Rumeli!
İlk defa geçen yıl yapmıştım bu rotayı ve her gün içim sızlamıştı gezerken. İnanılmaz bir tarih dokusu var oralarda ve insan ne yapacağını şaşırıyor. Osmanlı orayı tam anlamıyla memleket benimsemiş ve bir sürü yatırım yapmış. Hiç düşünmemiş ki bir gün elinden kayıp gidiverecek! Ama maalesef, aymazlıklar ardı ardına eklenince, en gitmez sanılan yerler sadece bir sene içinde elimizden gidivermiş işte! İşin acı tarafı, aynı oyunun 2000'li yıllar versiyonu oynanıyor ve hala aynı aymazlık sürüyor Türkiye'de. Parçalanıp bölünmek üzereyiz ve en elimizden gitmez sandığımız yerlerde, sular ısınıyor uzun zamandır. Bir yanda Diyarbakır, diğer yanda yeni yazıldığı şekliyle WAN!!! Pes be kardeşim! İnsan hiç mi ders almaz tarihinden!!! Almıyormuş işte demek ki, alamıyormuş!
Bir kere daha oralara gidip…

Mutluluk...

Resim
Bahar güzel geçiyor. Geçen akşam yine Ege'den döndüm, üzerinde çalıştığım turu yapıp bitirdim. Çocuğum gibiydi bu tur, süper oldu. Rotasını, otellerini, restoranlarını, herşeyini ben yaptım/seçtim, sağolsun FEST'ten SERAP oya gibi işledi ve ortaya gerçekten çok çok iyi bir tur çıkmış oldu. Yoktan var ettik ve netice: MUTLULUK!
Bu sene bahar aylarından memnunum. En sevdiğim yerlerde, en sevdiklerimle birlikte olmanın tadını çıkardım bu yıl. Turlarda dahi hep en sevdiklerim vardı etrafımda, bu büyük lüks tabii ki. Güldük, konuştuk, yarenlik ettik ve gerçekten kısacık zamanlara kocaman yaşam dilimlerini sığdırdık. Dostuklar kuruldu ve devam ediyor. Eskiden FACEBOOK falan bana çok gereksiz gelen şeylerdi, çünkü derdim ki: Yüzyüze görüşmenin yerini alamaz! Buna hala inanıyorum ama artık şuna da inanmaya başladım: Görüşme fırsatımız olmasa bile birbirimizden haber alabiliyoruz ya, en azından orada iki satır sohbet edebilyoruz ya, bundan iyisi can sağlığı! Yoksa benim çalışma tempomu…

Son Günlerde

Resim
Okuyorum...
Ege turum için ders çalışıyorum...
Kitabımı yazmaya henüz başlamadım ama kafamda format oturuyor...
Arkadaşlarımı gördüm, yemekler yedik birlikte...
Manikür yaptırdım...
O kadar...
Peru & Bolivya'dan döndükten sonra sadece dinlendim. Bir gün zaten evden hiç çıkmadım. Sabahları çok geç uyandım hep. Bir gün ise ofisteydim, FEST'te...2011 için yeni fikirler ürettik, artık klasikleşmiş turlarımın tarihlerini oturttuk. Yenileri için çok heyecanlandım, zıp zıp zıpladım... Kesinleşmeden söylemek istemiyorum ama yine süper yerlere gideceğim gibi gözüküyor.
Başka da bir şey yapmadım. Pişman değilim:)) Önümdeki yoğun zamanları düşününce, ohhh diyorum, yaşasın tembellik!!! Sadece iki konu sıkıyor beni: 1- Bugün 6 Mayıs...Üç Fidan'ın koparılışının yıldönümü...Haksızlıklara karşı duramayışımızın tokat gibi yüzümüze indiği tarih...Büyük bir ayıbın yeniden yeniden hatırlandığı tarih...İçim eziliyor ama elimden gelen hiç bir şey yok; sadece bir daha olmaması için dua edebilirim. 2- …

Nasıl?

Resim
Diyorum ki artık somut bir şeyler yapsam; şöyle ele alınabilecek, tutulup evrilip çevrilecek, sayfaları arasında gezilecek, ben göçüp gittiğimde bile, benden sonra burada kalacak bir şeyler... Diyorum ki, bir kitap yazsam... Ama nedense herkesin benden beklediği bir tarzda "rehber kitap" olmasa...Şuraya gidin, şunu bunu yapın, onu bunu yiyin, sağa sapın, sola dönün, burası şu kadar yılda yapılmış, şurası bilmemkaç metreymiş falan türünden olmasa...Bir tarafı bu bilgilerin bir kısmını -tabii ki- içerse ama özünde "seyahat denemeleri" tadında olsa...Araya müzik de girse mesela... Benim müziklerim ama... Bir yere gittiğimde rutin olarak dinlemekten zevk aldığım, artık seneler içinde ritüelleşmiş müziklerim yani... Sonra, duygularım olsa...Bir yerin bana hissettirdikleri, hatırlattıkları ve bazen de unutturukları...Geçmişten - geçmişimden-, gelecekten - geleceğimden- ve planlar/hayallerden de bahsetsem...Fena olmazdı değil mi?
Kafamda döndürüp duruyorum bu fikri ama hen…

Peru&Bolivya Dönüşü / 2010

Resim
Bir Nisan klasiği daha bitti! Peru&Bolivya'dan döndüm dün gece. Aklım, ruhum ve yüreğim, bir kuşun kanadında, Titicaca'ın kıyısında kaldı yine...Ne yapsam bu hissi altedemiyorum. Hep bir yetmemişlik hissi, hep bir geri dönme arzusu...Offf! Benim MUTLAKA birkaç günü GÜNEŞ ADASI'nda geçirmem lazım. Orada güneşi batırmam, gece uyumam ve gölün kıyısında sabah güneşi karşılamam lazım. Andların en güzel zirveleri CORDİLLERA REAL'in karlı tepelerine vuran altın renkli ışığı içime doldurmam lazım. Kıyıda oturup susmam ve içimi dinlemem lazım. Ama kimse olmamalı yamacımda. Bir, hadi bilemedin en fazla iki kişi olmalı el mesafemde. Onlar da benimle susmayı bilmeliler orada, o kıyıda... Arınmalıyım o berrak sulara vuran dağların gölgesinde... Ancak ondan sonra yeniden yollara vurmalıyım kendimi, uzaklara -ama- kendime doğru... Bunu bir gün yapacağım; ne zaman bilemiyorum ama yapacağım...
Klasik soruların cevapları: Her şey çok çok güzel geçti. Evet, grup müthiş kafa dengiydi. B…