Kayıtlar

Şubat, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mekong, Phnom Penh ve Raffles Hotel

Buralara geleli neredeyse iki hafta olmak üzere ve ülke değiştirip duruyoruz ama değişmeyen tek bir şey var: Mekong! Bu efsanevi nehir her anımızda yanımızda ve hemen hemen her akşam, güneşin battığı o nefis saatlerde, nehrin üzerinde harika tekne gezintileri yapıyoruz.
Geçen gün Mekong deltasına gittik. Nasıl bir su dünyası, anlatamam. Koca nehir, Tibet topraklarında doğuyor, Çin, Laos, Tayland, Kamboçya topraklarından geçip, Vietnam’ın güneyinde müthiş bir delta yaparak, Güney Çin denizi’ne dökülüyor. Deltada insan eliyle yapılmış 2800 km. uzunluğunda kanallar var. Aralarındaki pirinç tarlaları, meyve bahçeleri ve balık çiftlikleri, Vietnam’ın 86 milyonluk nüfusunu doyuruyor. Deltada kilometrelerce uzaklardan gelen alüvyonlardan oluşmuş adalar var ve bu adaların her biri ayrı bir karaktere sahip. Üzerlerinde köyler, tarlalar ve turistlerin ağızları bir karış açık gezdikleri hindistan cevizi ve şeker kamışı şekerlemeleri yapan atölyeler var. Adaların içlerine sokulan kana…

Mekong Kıyısında Sevgililer Günü

Resim
Dün akşamüstü saatlerinde, Vat Xien Thong isimli manastırın Mekong kıyısına inen kapısından çıkıp, kuru mevsimde olduğumuz için su seviyesi iyice azalmış nehre doğru inerken, az önce tanık olduğum ritüelin yarattığı uhrevi hisle uçmuştum ve ruhum yıkanmıştı adeta. Uzun kuyruklu geleneksel teknelerden birine bindim ve Luang Prabang'ın, nehre uzanan hindistan cevizi ağaçlarına bağlanmış mavnalarını seyrederek akıntıyla birlikte kaymaya başladım. Çok güzel bir günbatımı yaklaşıyordu ve ben keyiften dört köşeydim. Güneş kavurucu sıcaklığını bırakmış, tatlı tatlı okşuyordu artık. Balıkçılar nazlı nazlı akan nehre ağlarını atmışlar, günün hasadını toplamaya uğraşıyorlardı. Nehrin en sığ yerleri, sular azaldığından geniş kumluk düzlüklere dönüştükleri için, Luang Prabang'ın gençleri burada toplanmış çift kale maç yapıyorlardı. Kimileri de kendilerini ılık sulara atmış, yüzüyorlardı. Yağışlı zamanlarda iyice kabaran nehrin suları altında kalan kıyı tarlaları, yemyeşil, zümrüt gibi par…

Kamboçya

Resim
Aslında eve döndüm ve üç gün sonra yeniden Hindiçini'ne gideceğim. Bu sefer Vietnam, Laos ve Kamboçya, üçü bir arada olacak ve daha uzun sürecek. Daha önce birşeyler yazmam gerekirdi ama gezinin son kısmı o denli yoğundu ki, vakit bulup da blogumu güncelleyemedim.
Kamboçya'ya çok uzun bir zamandan sonra gittiğim için, gördüklerime inanamadım. Ben ilk kez gittiğimde etrafı gezen turist neredeyse yok denecek kadar azdı. Ülkeye senelerce kan kusturmuş olan Kızıl Kimmerler örgütünün lideri, Pol Pot yeni ölmüştü ve Kamboçya adı, acı ve kanla özdeş durumdaydı hala. Ülkeye, sadece gezme amacıyla gelen yabancılara, tekinsiz insan muamelesi yapılıyordu ve ben de onlardan biriydim yerlilerin gözünde. Yalnız değildim, yanımda iki de yol arkadaşım vardı. Birisi tabii ki Tütü'ydü...Neyse, o senelerde Kamboçya'da görülen yabancılar genellikle gazeteciler, yerel hastanelerde çalışmaya gelmiş gönüllü doktorlar, Birleşmiş Milletler'e bağlı mayın temizleyici uzmanlar gibi kişilerdi.…

Vietnam'dan Halong Körfezi Notları

Resim
Normalde bu mevsimde hava serin ve kapalı olur ama bugün bambaşka bir hava vardı Halong’da: Pırıl pırıl bir güneş ! İşte bu kadarını gerçekten beklemiyordum...
Sabah erkenden hareket ettik ve Hanoi merkeze pek de uzak olmayan helikopter pistine gittik. Bizi bekleyen 24 kişilik iki helikoptere binerek, konforlu bir yolculukla, yaklaşık 35 dakika içinde, Halong’a ulaştık. Kaptan pilotumuz bizi sevindirmek için, Halong Körfezi’nin binlerce adası üzerinde kısa bir tur attı. Parlayan güneş altında, masmavi denize serpiştirilmiş gibi duran yaklaşık 3000 ada ve kayalık, altımızda zümrüt gibi parlıyorlardı. İnanılmaz bir deneyimdi bu ve bir kez daha dünyanın en etkileyici doğa manzaralarının bu bölgede görüldüğüne kanaat getirdim.
Bindiğimiz tekne dev bir “junk” idi. Bunu Türkçe’ye nasıl tercüme edeceğimi bilemiyorum. Bizim Bodrum tipi guletlerin en büyüklerine, ikinci bir güverte ekleyin, ham pamuktan yapılmış, yelpazeye benzeyen kiremit rengi yelkenler takın, işte o zaman bizim bugünkü teknem…

Vietnam'ın Ağırbaşlı Kenti Hanoi'den İlk Notlar

Harika bir bahar havası karşıladı bizi...Gündüz güneş olduğu zaman ılık bile diyebilirim ama akşam saatlerinden itibaren serince oluyor her taraf ve insan üzerine sıcak tutacak bir şeyler almak istiyor. Br şal yeter de artar bile...
Evet, bu günlerde Vietnam’ın başkenti Hanoi’deyim. Klasik bir Asya ziyareti daha; fakat bu sefer özelliği şu: Bence Kuzey Vietnam, dünyanın en güzel doğa manzaralarının görüldüğü coğrafya ve ben uzun zamandır buralara gelmemiştim ve de itiraf edeyim ki çooook özlemişim. Üstelik bugünler, Vietnam halkının coşkuyla kutladığı Tet Festivali zamanı olduğu için, her yer çok renkli ve hareketli. “Tet” Vietnamlılar için yeni bir yılın başlaması demek ve ülkenin tek festivali olması açısından da, halkın bütün bir sene boyunca beklediği ve çoluk çocuk, dede torun tüm ailenin bir araya gelip, hasret giderdikleri zaman. Burada yeni yıl için, geleneksel olarak “kumquat” denilen, küçük portakal ağaçları hazırlanıyor ve dükkanların, evlerin girişine yerleştiriliyor. Sanki…