Kayıtlar

Ekim, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Viyana ve Salzburg' da Müzik Dolu Günler

Resim
Cumartesi günü sabah çok erken saatte yola çıkıp, müziğin ve ışığın başkenti Viyana'ya gideceğim. Beraberimde otuza yakın müziksever olacak ve Viyana akşamlarımız birbirinden güzel eserlerle dolup, yüreklerimiz zenginleşecek. Hazırlıklarımı tamamlarken, geçen seneki turdan sonra yazdığım bir yazı geçti elime. Umarım bu seneki turun dönüşünde de en az bu kadar keyifli bir yazı çıkar ortaya...

Viyana ve Salzburg’da Müzik Dolu Günler


Avrupa başkentleri içinde, aristokrat havası, pırıltılı mimarisi, ağırbaşlı sarayları ve asi sanat akımlarıyla dikkat çeken Viyana, Ekim ayının sonunda, buz gibi soğuk havasına rağmen, sıcacık kalbiyle ağırladı bizleri. Sonbahar aylarının o gri ve kasvetli günlerine inat üzerine adeta altın tozu serpilmiş gibi duran kent, olağanüstü resim müzeleri, sarayları ve mis gibi kokan kafeleri ile içimizi açtı.
Fest Travel’in öncülük ettiği kültür ve sanat turlarının yeni halkası olan klasik müzik odaklı gezimizin amacı, gündüzleri şehrin önemli müzelerini gezip, a…

Salzburg Güzellemesi

Resim
Dünyanın en güzel on şehrinden biridir Salzburg...
İnsanı büyüler, kendine aşık eder.
Her köşesi müzik kokar.
Mozart burada doğmuştur. Daracık ortaçağ sokaklarında kaybolmak ister insan.



Ya da Getreidegasse'deki neşeli kalabalıklara karışıp, alışveriş yapmak...
Büyük Salzburg Dom'unda gezinmek...


Mozart'ın doğduğu evi ziyaret etmek...
Mozart çikolatalarından almak, kutu kutu... Cafe Tomaselli'de oturup güzel bir kahve eşliğinde sohbet etmek... Sonbahara yeniden aşık olmak...

İşte Salzburg bunları yaptırır insana...
Cumartesi gidiyorum... Kente yeniden aşık olacağım, daracık ortaçağ sokaklarında kaybolmak isteyeceğim, neşeli kalabalıklara karışacağım, Dom'da gezineceğim, Mozart'ın doğduğu evi ziyaret edeceğim, Mozart çikolatalarından alacağım, Tomaselli'de kahve içeceğim ve sonbahara aşık olacağım yeniden...Ama...En çok sevdiğim şey şu olacak:Sonbaharın renklerini ve kokusunu içime çekerek Salzach kıyısında yürümek... Kimbilir belki birazcık da yağmur yağar ve bi…

Düşünen Kadın V / Tuhaf Günler

Resim
Tuhaf Günler yaşıyoruz.
Birbirinden acayip olaylar, vurkaçlar, ekonomik krizler, %18,5a varan işsizlik, alçak terörist baskınlar, her gün toprağa verdiğimiz fidan boylu kınalı kuzular, birbirine meydan okuyan siyasiler, arpa boyu bile gidilemeyen yollar...Off Tanrım! Burası benim ülkem işte... Nereye kaçsam? Kime sığınsam? Gidebileceğim hiçbir yerim yok ve sığınacak kimseyi de göremiyorum etrafımda.
Kafamı boşaltmak için kitap okumaya çalışıyorum. Günlerdir gazete ve TV seyretmedim. Sanat'a sığınmak istiyorum ama içimden gelmiyor. Müziğin bile ışığı söndü...Karamsarım...
Lütfi Kırdar'da "Contemporary Art" sergisi var. Geçen senekinde harika işler görmüştüm ama bu sene içimden gelmiyor...
Emirgan'da Dali...
Heryerde harika konserler...Müzikaller...Bunlar bir yanda. Kimin gönlü var bunlara?
Öte yanda....Kayıplar...Dağlarca'yı yitirdik. Nail Çakırhan'dan sonra devrilen bir çınar daha.
Bir de üstelik saçmanın saçması Ergenekon Davası...Bugün başlayacaktı, şu anda …

Harika Fotoğraflar

Resim
Geçen ay yaptığım Nepal-Tibet-Bhutan turunda birbirinden güzel fotoğraflar çeken çok sevgili dostlar vardı. Turlarda fotoğraf çekmeye fırsat bulamıyorum ve bazen bu duruma çok üzülüyorum ama ne yapayım? Hem bir şeyler anlatıp, hem herşeyin kontrolümde kalması için koşturup, hem de fotoğraf çekemiyorum. Aslında zaten çok da sevmem fotoğraf çekmeyi ama gerçekten isterdim güzel kareler yakalamayı. Kadir Cinoğlu yakalamış ve onları görmek isterseniz şuraya tıklamanız yeter: http://web.mac.com/kadircin/ana_sayfa/bhutan_nepal_tibet_2008.html . Gerçekten çok hoş ifadeler var... Sevgili Kadir, ellerine sağlık:)))
O tek değil tabii...Esvet Ersoy da Picasa'da bazı güzellikleri sergilemiş. İşte adresi:
http://picasaweb.google.com.tr/esvet.ersoy/ButanNepalTibet02?uthkey=ZjlnmKI0jnI http://picasaweb.google.com.tr/esvet.ersoy/ButanNepalTibet2
Esvet'in de ellerine sağlık...
Hazır fotoğraf demişken, bu muhteşem grubun iki toplu fotoğrafını da ekleyelim. İkisi de Kadir tarafından çekilmişti: Potala …

Viyana

Resim
Viyana Devlet Operası "Staatsoper" binası Staatsoper
Staatsoper perdesi, zaman zaman çağdaş sanatçıların eserleriyle renkleniyor



Valery Gergiev ve Mariinsky Theater sanatçıları çoşkulu kalabalığı selamlıyorlar.


Yarın Tepebaşı'ndaki Turkcell Salonu'nda, klasik müzik turlarımızı konu alan bir konuşmam var. Bütün gün görselleri bir araya getirip, güzel bir digital sunum hazırladım. Haftaya Viyana ve Salzburg'u kapsayan, müzik dolu bir tura gidiyorum. Viyana'da sahnelenecek muhteşem operaları görmek için, gerçekten sabırsızlanıyorum. Dün FEST'in kendi toplantı salonunda, tura katılacak yolcularımızın bir bölümüyle, hazırlık toplantısını da yaptık. Grubun yarısını tanıyorum zaten, hepsi can insanlar, dostlar... İşte bu işlerin peşinde koşturup, uğraşırken, aklıma geçen senelerde yazdığım Viyana yazısı geldi. İşte burada:
Işık ve Müziğin Dansı Viyana

Bir yere gitmeden önce, o yer hakkında okuduklarımızla, çalıştıklarımızla az ya da çok bir fikrimiz oluşur. Benim …

Boğaz Turu, Emirgan ve Kitaplar

İki gündür ne kadar da güzel hava, değil mi? Neredeyse bahar geri geldi diyeceğim:)) Güneşin ışınları açılı gelmeye başlayınca, renkler daha sıcak ve daha insancıl oluyor. Gün batımlarında gökyüzünün ve bulutların aldığı renkler de cabası! Yazın bu kadar güzel gökyüzü göremeyiz hiç. Hepsi ama hepsi güneşin dünyaya düşüş açısıyla ilgili tabii ama işin içinde büyülü güçler varmış gibi hayal etmek benim daha çok hoşuma gidiyor.
Bugün Emirgan'daydım; Boğaz turu yaptıktan sonra, birkaç ay önce açılmış olan Sütiş'te oturup, sıcacık çorba ve ayıptır söylemesi :)), tavuklu pilav yiyerek sonbaharın güzel renklerini içime çektim. Boğaz'da erguvan zamanı başkadır tabii ama bugün de hiç fena değildi açıkçası.
Sabah boğaz vapuruna binmek, Camel Trophy etapları gibi meşakkatli oldu. Kalabalık bir iskele, o iskelede birbirinin üstüne abanmış kimbilir kaçyüz kişi, onların arasından alan bulup vapurun içine sızmak ve oturacak bir yer bulabilmek... Gayet medeni görünümlü turistlerin, vapur …

Akyaka...Nail Çakırhan...

Resim
Sabah aldım haberi: Nail Çakırhan ölmüş...
Akyaka'da tanımıştım onu ve sevgili eşi Halet Çambel'i. Birbirlerine tutkun bir halleri vardı ve bayılmıştım onlara. Şimdi yitirdiğim bir ruh hali içinde, "İşte yaşlandığımda onlar gibi olmak istiyorum" demiştim. Allah rahmet eylesin ve Halet Hanım'a da sabır versin. Yalnız kaldı artık, eşi yok ...
Aklıma bir kaç sene önce Akyaka hakkında yazdığım ve The Gate'de yayınlanan yazım geldi. Buraya ekleyelim bakalım:

Gökova'nın Mücevheri Akyaka
Senede bir kaç defa İstanbul'dan Marmaris'e yelken yapmaya giderim. Büyük şehrin beton gökdelenlerinden kaçıp, denizin sadece yeşil tepelerle sınırlandığı cennete gitmek, dünyanın en büyük keyiflerinden biridir benim için. Oldum olası uzun otobüs yolculuklarını sevmişimdir ama Marmaris'e giderken yaptığım yolculukların tadı bir başkadır. Selçuk civarında verilen son moladan sonra, Menderes ovasının kıyısını sıyırıp Aydın'dan Muğla'ya doğru saparız. Buradan itib…

Düşünen Kadın IV / Bir Şiirin Düşündürdükleri

Resim
Kimdi kimdi kalan
Giden mi suçludur herzaman?
Ne zaman başlar ayrılıklar
Dostluklar biter ne zaman

Her geçen gün bir parça daha
Aldı götürdü bizden
Aynı kalmıyordu hiçbir şey
Değişiyordu herşey kendiliğinden

Artık çözülmüştü ellerimiz
Artık bölünmüştü yüreğimiz
Birimiz söylemeliydi bunu
Ötekini incitmeden

Kimdi giden kimdi kalan
Aslında giden değil
Kalandır terkeden
Giden de bu yüzden gitmiştir zaten



Bir kaç gündür zihnimin dip köşelerinde dönüp dolaşan bu satırları, sonunda arayıp buldum. Doğru yaa! Murathan Mungan yazmıştı...
Geçen gün, Tibet'in o ruhsallığı içinde, bir grup dostla bu konuda yoğunlaşmıştık. Gitmek, gitmenin zorlukları, anlaşılamamak, yanlış anlaşılmak, söylemek istediklerini bir türlü söyleyememek, söylesen de anlatamamak, sözlerinin boşlukta yankılanmaya devam etmesine rağmen duvar gibi sert ve duygusuz dinleyenlerle muhatap olmak... Off yaaa. Giden hep suçludur değil mi? Kimse gidene "Neden gittin?" diye sormaz. Giden gitmiştir ve konu kapanmıştır. İ…

Meditasyon... Yapmak ya da yapmamak...

Resim
Dün uzun bir dönüş yolculuğundan sonra nihayet eve vardığımda, çok yorgun ama yine de çoook mutluydum. Zorlu bir gezi daha ardımda kalmış, ben FEST'e ve bana güvenen 30 kişiyi, dünyanın en az gidilen bölgelerine götürüp, gezdirip, sağ salim geri getirmiştim, 15 gün sonra...Az buz değil! Yarım ay! Senenin 1/24'ü... Zamanın kıymetini bilenlere, yarım yıl gibi...Bazen insan en sevdikleriyle geçiremiyor bu kadar uzun zamanı...

Neler neler gördük! "Bizim" zaman boyutumuzun geçerli olmadığı tapınaklar, manastırlar ve bozkırlardan geçtik. Kapısından içeri adım attığınızda, içine, hem yüzyıllardır edilen duaların uçuran enerjisi hem de her yanda yakılan yak kandillerinin geniz yakan kokusu sinmiş, gözyaşartan benzersiz tapınaklar gördük. Uçurumlar, kayalıklar, derin vadiler, kutsal göller, karla kaplı zirveler, beklenmedik anlarda karşımıza çıkan ıssız köyler, dağlardan neredeyse yuvarlanarak inen koyun sürüleri, 4000 metrenin üzerinde olduğumuzu hatırlatan yaklar ve onların …

Nihayet Tibet!

Resim
Uçağımız Lhasa'ya indiğinde, bizi inanılmayacak derecede parlak bir güneş ve bir o kadar da beklenmedik bir sıcak karşıladı. Gökyüzü benim o bayıldığım turkuvaz rengindeydi ve bembeyaz kümülüsler, yumak olmuş birbirlerinin ardından uçuşuyorlardı. Havalimanının otoparkından çıkıp da rotayı Tsedang'a çevirdiğimizde, sol yanımızda akan Brahmaputra, onun iki kıyısındaki üzerlerine sonbahar renklerini geçirmiş kavak ve söğütler, Tibet'e hoşgeldin diyorlardı bana... Tepemizden geçen bulutların gölgeleri çorak tepelerin üzerine düşerken, soyut resimler oluşturuyorlardı, her saniye değişen. Uçakta gelirken de Himalayalar'ın bulutları delen karlı zirvelerini seyretmiştim tüm uçuş boyunca. Everest bugün çok açıktı şansımıza... Resmen burnumun dibinde gördüm! Haaa, bu arada Everest dedim de aklıma geldi: Dün akşam Kathmandu'daki akşam yemeğimiz sırasında çok ama çok özel biriyle tanıştım: Tunç Fındık! Türkiyemizin en başarılı dağcılarından! İki kere solo Everest zirvesi var. …

Tibet'e Dogru

Resim
Yarin 11.45 ucagiyla Kathmandu'dan Tibet'in baskenti Lhasa'ya hareket edecegiz. Bhutan kismindan sonra, arada Nepal'de gecen birkac gun gercekten cok keyifli oldu. Pokhara'da Annapurna'larin en gorkemli zirvelerinden Macchapucchre, yagislardan sonra, bulutlarin arasindan siyrilip oyle guzel gosterdi ki yuzunu, gercekten hepimiz buyulendik. Oradan sonra gittigimiz Dhulikel, piril piril bir dag manzarasiyla, uzun zamandir en net gorulen Everest'i sundu bizlere. Bu sabah gun dogmadan ayaklanip, kaldigimiz otelin hemen yakinindaki manzara tepesine yuruduk. Gunesin ilk isiklari zirvelere duserken, mordan sariya dek, inanilmaz bir renk skalasi vardi dogada. Acik konusmak gerekirse, ben de bu kadar net ve temiz olarak cok defa gormedim daglari...Sansimiz yerindeydi yani...Ahh Kutsal Himalayalar! Ahh o tanrisal zirveler!
Yarin ise, turkuvaz gokyuzuyle Tibet bekliyor bizleri. Bulutlar tepemizden ucarken, neredeyse gecislerini duyacagiz. Kartallarin kanat sesleri, tap…