Kayıtlar

Mart, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yola Çıkma Zamanı

Yarından itibaren çok sıkı bir çalışma temposuna giriyorum. Nisan ayında evde geçireceğim zaman hepi topu 4 gün olacak. Önce Almanya’da büyük usta BACH’ı ayak izlerini takip edeceğim, hemen ardından da Bosna Hersek ve Hırvatistan’da hem Osmanlı’yı, hem Roma’yı, hem de eski Yugoslavya’yı arayacağım. Ayın ikinci yarısında ise yolum beni uzaklara, Peru ve Bolivya’ya götürecek. Dönüş ise Mayıs başı...Niyetim, bu seyahatler boyunca yaşanacakları, en güncel olabilecek şekilde buraya aktarmak. Bakalım bunda ne kadar başarılı olacağım...
Dünyamı valizime yerleştirdim bile. Kitaplarım, müziklerim yanımda olacak, taşınamayanları da kalbimde götürüyorum.
Bana şans dileyin...

Başlıksız

Son birkaç gündür o kadar canım sıkılıyor ki, anlatamam. İçimde hiçbir şey yapmak gelmiyor, ders çalışamıyorum ve evden bile çıkasım yok. Oysa bu hafta sonunda itibaren inanılmaz bir çalışma temposuna gireceğim ve memleketten uzak kalacağım. Bedenim uzak diyarlarda ama kalbim buralarda olacak yine. Kafamda bir sürü düşünce, bir ton soru...Hangi birinden başlasam ki?
Öncelikle aklı çalışan hepimizin sorduğu o klasik soru: Ne olacak bu memleketin hali? Nereye gidiyoruz? İlhan Selçuk, Doğu Perinçek ve Kemal Alemdaroğlu’ nun da aralarında bulunduğu bazı önemli isimlerin başına gelen hadise, herkesi sarstı. Öyle ya da böyle herkes sarsıldı! Ben derinden etkilendim, resmen ruhuma karanlıklar çöktü ve uykularım kaçtı. Ama bu uğursuz olayın, bazı taşları yerinden oynattığını ve belki de orta vadede, vatansever cephede bugüne dek sağlanamamış olan birlikteliği sağlayacağını düşünmek istiyorum.
Evime her sabah Cumhuriyet gazetesi gelir. Zaten sadece Cumhuriyet gelir, başka gazete girmez bile. Hel…

Paris'te Bahar ve Düşündürdükleri

Resim
Bu hafta sonu Paris' te çok mutlu biri vardı: BEN! Paris genel olarak insana mutluluk, huzur ve neşe veren bir kent ama bu hafta sonu eminim ki oradaki milyonlarca insanın içinde en ayakları yerden kesilmiş olanı bendim. Havadan mıydı acaba? Yoo, sanmıyorum. Hava buradakinden farklı değildi, hatta daha da soğuk ve yağmurluydu. Bayram seyran falan da değildi üstelik ama ben hayatımın en güzel günlerinde ikisini geçirdim orada. Belki de yalnız olmak iyi geldi, yanımda ve ardımda kimse olmadan, kimse soru sormadan, kimseye bir şeyler anlatmadan, sadece kendimle başbaşa olarak uzuuuuunnnnn yürüyüşler, kafelerde soluklanıp yazı yazmalar, her gece konserler ki bu konuya ayrıca değineceğim, bir tam günü tam da hayal ettiğim gibi sabahtan akşama Musee D'Orsay' de geçirmeler... Herhalde buydu! Kendimle olmak!
Kıskançlığımdan çatladım Paris' te... Her yer binlerce turist kaynıyordu. Dünya Paris'e akmıştı sanki. Pazar sabahı Musee D'Orsay' in önünde uzayan kuyruğu bur…

Harabeşehir' de Budist tapınağı

Resim
Bugün İtalyanca Rehberler platformuna şu ilginç haber düştü: Harabeşehir'de bir Budist tapınağı bulunmuş...Bugüne dek Anadolu' da Budist inancına ait izler olup olmadığını hep merak ederdim ve şimdi bu haberi okuyunca, kendi kendime düşünüp durduğum meselenin hiç de yersiz olmadığını görünce, açıkçası sevindim. İşte haberin ayrıntıları:
Bitlis'in Ahlat İlçesi'nde sürdürülen arkeolojik kazı çalışmaları sırasında, bir mağara içinde Anadolu'da şimdiye kadar örneğine rastlanmayan Budist inancına ait bulgulara rastlandı. Gazi Üniversitesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nakış Karamağaralı, geçen yıl başlatmış oldukları çalışmalar sonucu ilçe genelinde 500'den fazla mağara ev tespit ettiklerini bildirdi. Bu evler arasında yer alan ve Buda inancında kutsal sayılan iki tavus kuşuyla ortasında 'Lotus' olarak isimlendirilen nilüfer çiçeği kabartma motifinin görüldüğü Harabeşehir Mahallesi'ndeki mağarada, gazetecilere açıklamada bulunan…

Anlar-Borges

Resim
Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım
Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler,
daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya,
daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve
verimli kılan insanlardan olurdum.
Farkında mısınız bilmem
yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar.
Siz de "an"ı yaşayın.
Hiçbir yere, yanına:
termometre, su, şemsiye ve paraşüt
almadan gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim,
ilkbaharda pabucumu fırlatır, atardım.
Ve sonbahar bitene dek yürürdüm çıplak ayakla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım,
bir şansım daha olsaydı eğer.....
Ama işte, 85'imdeyim ve biliyorum...
Ölüyorum....

JORGE LUİS BORGES

Shwedagon

Resim

Shwedagon

Resim
Myanmar’ın kalbinin attığı bu muhteşem yeri anlatmak için, dağarcığımdaki kelimeler yeterli olacak mı bilemiyorum. Aslında böyle bir şeye kalkışmamam belki daha doğru olur ama yine de, tüm iyi niyetimle deneyeceğim. Shwedagon’u biraz olsun anlatabilmem için sizin de bana yardımcı olanız gerekiyor. Bunun için önce içinde bulunduğunuz ortamdan koparmaya çalışın tüm duyularınızı. Gri suratlı binaları görmeyin, kulaklarınızı tırmalayan gürültüleri duymayın, genzinizi yakan is ve dumanı çekmeyin içinize. Bütün bunların yerine tütsü kokularıyla yüklü bir esinti çarpsın yüzünüze. Çıkarın ayakkabılarınızı bir köşecikte, sıyırın çoraplarınızı da yorgun ayaklarınızdan. Serin mermeri hissedin alev alev yanan tabanlarınızda. Tıpkı çocukluğunuzda yaptığınız gibi yalınayak kalın. Kurtulun üzerinizdeki tüm yüklerden ve başlayın saat istikametinde yürümeye. Ama ağır ağır, hiç acele etmeden, her görüntüyü hafızanıza kaydederek.
Bakın biraz ileride solda bordo giysisine bürünmüş bir rahip duaya dalmış. …

Erfurt

Resim
Geçen sene, BACH turu için çalışırken, bana en büyük sürprizi, adını hayatımda hiç duymadığım Erfurt kenti yapmıştı. Şehir senelerce eski Doğu Almanya'da yani duvarın ardında kaldığı için, gözlerden ırak bir tempoda yaşıyordu. Ancak, duvarın ardında kalmalarına rağmen, Dresden ve Leipzig gibi kentleri, yine de daha iyi biliyordum. Biliyordum değil de, daha çok duymuşluğum vardı. Yani en azından Leipzig'in gelişmiş bir fuarlar kenti olduğunu, Dresden'in de Elbe kıyısındaki Floransa olarak adlandırıldığını biliyordum. Ama Erfurt benim için tamamen boş bir beyaz sayfaydı. En ufak bir fikrim dahi yoktu...İnsanın hiç bir bilgisi olmayınca, önyargısı ya da beklentisi de olmuyor, dolayısıyla her neyle karşılaşsa, bu onu mutlu edip, şaşırtabiliyor. Sonuçta yolum beni Erfurt'a çıkarınca, saklı kalmış bir hazineyle karşılaştığımı farkettim.
Erfurt bugün yaklaşık 210.000 nüfuslu, canlı bir şehir. Türingen eyaletinin başkenti. İlk olarak Erphersfurt adıyla 742 yılında tarih sahnesi…

Türingen'in Venedik'i Erfurt

Resim

Leipzig Aziz Thomas Kilisesi

Resim
Geçen sene yaptığım BACH'IN İZİNDE turundaki önemli duraklarımızdan biri, BACH' ın hayatının 27 senesini geçirdiği LEİPZİG' deki AZİZ THOMAS KİLİSESİ' ydi. Bu sene de gideceğiz tabii ki... İlk fotoğraf kilisenin dış görünümü hakkında bir fikir veriyor. İkinci fotoğrafta BACH' ın, aynı kilisenin içinde yer alan mezarı görülüyor. Bu mezarın başına her gittiğimde yaptığım ritüel, tabii ki BWV 1068'i ARİA' yı dinlemek oluyor. Özellikle KARAJAN yönetimindeki Berlin Filarmoni kaydından:)) Üçüncü fotoğraf, mezarın hemen üstünde yer alan altar kısmını gösteriyor. Dört, kilisenin hemen önünde yer alan BACH heykeli ve beş ise, heykelin kaidesinde, Büyük Usta'nın ayaklarının dibinde BEN!!! Kilisenin tarihinden biraz bahsetmek gerekirse, öncelikle 12. yüzyıla uzanmak gerekir. Bu döneme tarihlenen bir Romanesk kilisenin varlığından söz ediyor buluntular. Gotik mimarinin iyi bir örneği kabul edilen bugünkü kilise ise, MERSEBURG PİSKOPOSU tarafından 10 Nisan 1496'd…

Gemaldegalerie

Resim
Bu ayın sonunda harika bir tura gidiyorum yine. Avrupa'da yaptığım turlar içinde belki de en sevdiğim tur budur diyebilirim: BACH’IN İZİNDE ALMANYA... Müzik, sanat ve tarihin harmanlandığı olağanüstü bir tur ve her yönüyle ruhumu doyuruyor.
İlk durak Berlin. Nasıl büyük bir tarih yattığını söylememe gerek yok herhalde. Sayfalarca yazsam yine de yetmez...Tam bir dünya başkenti.
Berlin’ de kaldığımız süre içinde, gündüz harika müzeleri dolaşıp, akşam da daha da harika konserlere ve operalara gideceğiz. Her biri birbirinden kıymetli, birbirinden zengin olan bu müzelerin içinde bir tanesi var ki her gittiğimde kendimi kaybederek, zevkten dört köşe olarak anlatıyorum: GEMALDEGALERİE!
Gemaldegalerie, dünyanın en zengin koleksiyonlarından birini barındırmakta. 13-18 yy.lar arası Avrupa Resim Sanatı’nın köşe taşları, büyük ustaları hep birlikte bu müzede: Van Eyck, Bruegel, Dürer, Raffaello, Tiziano, Caravaggio, Rubens, Vermeer ve Rembrandt...
1830 yılında bir araya getirilen bu koleksiyon z…